Türkçe Bilgi

(Sözlük 648.124 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Pazar 06-Temmuz-2008 20:35:33
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kadın arrow Cinsel Yaşam arrow Seks ilaç gibi!
Seks ilaç gibi!
Salı, 27 Mart 2007

Yazının Diğer Sayfaları
Seks ilaç gibi!
Sayfa 2


Peki beyinde tam olarak neler oluyor? Beynin farklı bölümlerinin aşkın oluşumunda farklı rol oynadığını belirten Psikiyatr Özkan Kobak, "Beynin dış yüzeyi olan beyin korteksi, duyusal ve cinsel yaşadıklarımızı ve öğrendiklerimizi kaydediyor. Frontal korteks, yani beynin ön bölgesi kişisel eğilimlerimizde, duygusal ve cinsel seçimlerimizde rol oynuyor. Beynin bazal gangliyonlar denilen çekirdekleri ise ilişkiyi, cinsel işlevi başlatma ve zevk almada uyarıcı bölgeler. Duygularımızı yönlendirmede en önemli bölge limbik sistem. Limbik sistem de koku, işitme, görme ve doku hislerinin edinilmesinde ve duygusal çekimde önemli bir bölge. Hormonlar da aşk oluşumunda büyük katkı sağlıyorlar. Bunların başında testosteron ve östrojen geliyor. Melatonin uyarıcı hormon, progesteron, prolaktin artışı cinsel çekim ve eylemleri güçlendiriyor" diyor. Yeni bir araştırmadan da söz ediyor Kobak: "Romantik aşkın beyinde nasıl bir etki yarattığını öğrenmek için birtakım denekler kullanılmış. Bu deneklere sevgililerinin fotoğrafları gösterilmiş ve daha sonra beyin görüntüleme teknikleriyle beyinde nerelerin harekete geçtiği tespit edilmeye çalışılmış. Medial insüla denilen beynin orta bölgesi ve beynin ön bölgelerinde daha fazla kan akımı ve hareketlenme görülmüş. Endorfinler de çok önemli. Bunlar daha çok morfin benzeri etki yapan birtakım hormonlar. Bu hormonlar ağrıları hafifletir, vücut direncini artırır, kişinin daha enerjik, pozitif, mutlu olmasını sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir. Aşık olunca ayaklarımızın yerden kesilmesini işte bu hormonlar sağlıyor aslında. Aşk aslında uyuşturuyor bizi".

Aşk hormonları harekete geçirerek mutlu ve sağlıklı olmamızı sağlıyor. Aşk bittiğinde ise kendimizi mutsuz, sağlıksız, güçsüz, bitkin ve hasta hissetmemizin nedeni de zaten bütün bu hormonların aniden geri çekilmesi... Aşk, vücutta bir takım değişikliklerin olduğu ve farklı bir ruh haline girdiğimiz bir durum. Ancak uzmanlara göre bu durum sonsuza dek sürmüyor. Kobak, "Beyindeki değişiklikler, hissettiğiniz olumlu hava, endorfinlerin salgılanması, kalbin hızlı hızlı atması, ilelebet sürmüyor. Kimisinde bu durum 6 ay, kimisinde 2 sene sürebiliyor. Ama yeni bir çalışmaya göre bu 'pozitif havanın' ortalama 2 sene sürdüğünden söz ediliyor. Daha sonra yavaş yavaş bu dinginleşiyor ve aşkın yerini oturmuş bir sevgi, paylaşım, güvene dayalı bir sevgi alıyor" diyor.

Peki "Aşkımız hiç bitmedi" diyenler yalan mı söylüyor? Uzmanlara göre bunu söyleyenler aslında sevgi, güven ve huzuru, "aşk" olarak nitelendiriyor...

Aşkın yan etkileri de var

Mevsimlerin de çok büyük etkisi var duygu durumumuza. Yani "Ben her bahar âşık olurum" gibi sözler boşuna söylenmemiş. Çünkü özellikle de bahar ve yaz mevsimleri, melatonin uyarıcı hormon salgılanmasını, bu dönemlerde kişilerin duyguları çok daha yoğun hissetmesini ve çok daha kolay âşık olmasını sağlıyor.

Aşkın fizyolojisinden söz eden Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nörofizyolog Dr. Sabri Derman, bu mekanizmanın genellikle, beyindeki çeşitli fonksiyonları uyaran, artıran ve keskinleştiren hormonların ve nörotransmitter denen sinirler arası uyarıları ileten kimyasal maddelerin artması şeklinde işlediğini söylüyor. Özellikle dopamin, adrenalin, oksitosin ve feniletilamin gibi bileşimlerden söz eden Derman, âşık olunduğunda iştah kapanması veya uyku düzeninin bozulmasını da beyindeki ilgili merkezlerin etkilenmesinden dolayı ortaya çıktığını vurguluyor.

Derman, "Aşk süresince insanların sadece duyguları değil, görsel, işitsel, kokusal ve dokunsal algıları, bunlarla ilgili verilerin belleğe geçirilmesi de güçlenir. Sevgili ile ilgili en önemsiz sözler ve ayrıntılar belleğe öncelikli olarak geçer ve yerleşir. Sadece duyular değil, duygular da şiddetli solunum, nefes artışı, kalp atım sayısı artması, terleme, ağız kuruluğu, midede ağrılar, kaslarda zayıflık ve titremelere yol açabilir. Merkezi sinir sisteminin duygularla ilgili limbik sisteminde ve bağlantılı bölgelerdeki tüm reaksiyonların artması ve keskinleşmesi, sadece mutluluk ve haz veren duyuların ve duyguların değil, üzüntü ve acı verenlerin de aşırı şekilde algılanmalarına ve tepki görmelerine neden olur" diyor. Yani başkası söylese duymayacağınız veya aldırmayacağınız bir sözcük devasa anlam ve önemler kazanabilir, gülüp geçeceğiniz olaylar ise pek çok davranış bozukluğuna, hatta ayrılık ve intiharlara dahi yol açabilir.

Derman, "Özellikle mantık, sağduyu, çok yönlü düşünsel becerilerin yönetildiği beynin frontal lobundaki işlevsel değişiklikler, âşıkların 'herkesi kör, elâlemi aptal saymalarına' neden olur, normal zamanda almayacakları riskleri almalarına ve çıkarsamalar, genellemeler, zihinsel silmeler yapmalarına sebep olur" diyor. Derman'a göre aslında aşk, beyinde birtakım 'hasarlara' yol açıyor. Derman, "Beyinlerinin ilgili bölgelerinde hasar oluşması veya kimyasalların etkilerini ortadan kaldıran maddeler, aşkla ilgili duyu ve duygu fırtınalarını da bloke edebilirler. Mesela birçok antidepresan ilaç orgazmı ve ejekülasyonu zorlaştırabilir, kan basıncı düşürücüler ereksiyon sorunu yaratabilir, diğer ilaçlar duygusal küntleşmelere yol açabilir. Öte yandan alkol ve ecstacy, amfetamin gibi merkez sinir sistemini zehirleyecek derecede uyarabilen maddeler, cinsellik ve aşkla ilgili dürtü ve duyguları da arttırırlar ya da azdırırlar. Aşkın sağlıksız etkileri, özellikle tek taraflı veya dengesiz olunca, olumsuz duyguların ve yol açtıkları bedensel işlevlerdeki bozukluklar nedeniyle ortaya çıkar" diyor.

Kaynak:Habertürk



 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin