Türkçe Bilgi

Sık Kullanılanlar Listesine Ekle
Pazar 23-Kasım-2008 18:36:13
(Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Haberler arrow Köşe Yazıları arrow Sınır berisi operasyon
Sınır berisi operasyon
Perşembe, 28 Haziran 2007

Siyasi partiler, halk terazisinde. Liderler meydan meydan dolaşıyor. Dikkatimi çeken bir husus var. Şu ana kadar Türkiye’nin dört köşesinde miting yapabilen sadece AK Parti var. Bir parti Orta Anadolu’da, bir parti sahillerde esiyor. Sanki bölgesel siyasetin temsilcisi gibiler. Tıpkı DTP gibi. Onlar da Doğu’dan çıkamıyor.

Haliyle zihinlere şu soru takılıyor: Eğer aynı anda hem Diyarbakır hem Denizli’de halkın karşısına istiklal marşıyla çıkamıyorsanız, hem Antalya hem Batman’da ‘tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ diyemiyorsanız , hem Van hem Yozgat’ta herkese Türk bayrağı dağıtamıyorsanız, özetle Türkiye’nin dört bir tarafında halkla aynı dili konuşup kucaklaşamıyorsanız, bu ülkeyi nasıl yöneteceksiniz?

Biliyorum, kafasını kuma gömenler yine öfkelerini kusacaklar ama inanın hiç önemli değil. Yaşadıklarımın hazzı bana yeter, artar bile. AK Parti’nin seçim otobüsüyle havaalanından mitingin yapılacağı istasyon meydanına ilerlediğimiz Mardin Yolu’nda insanlar Türk bayraklarını sallıyordu. Ya miting meydanı? Binlerce vatandaşımızın ellerinde Türk bayrakları vardı. 22 yıllık gazeteci olarak itiraf etmeliyim; Hayatımda ilk kez Diyarbakır’da bu kadar çok Türk bayrağını yan yana gördüm.

Ayrıca, o kalabalığa ‘Tek bayrak, tek devlet, tek millet’ diye hep bir ağızdan slogan attırmak da öyle kolay bir iş değildir. Şu bir gerçek; Bölgede bir DTP bir de AK Parti var. İktidar partisinin, bölge insanının sisteme entegrasyonunda köprü vaziyeti gördüğü anlaşılıyor. Ertuğrul Günay’ın şu yorumunu önemsiyorum: ‘AK Parti şu anda tek Türkiye Partisi’dir. Çünkü, Türkiye’nin her tarafında halkın karşısına çıkabilen tek parti.’

Şu aşamada Türkiye’yi hangi maceraya sürükleyeceğini hesaplamadan ‘sınır ötesi operasyon’ diye tutturanlara bir tavsiyem var: Doğu ve Güneydoğu’da Türk bayraklarını sallayan o insanlara bir daha bakın. Dönün bir daha bakın. Asıl operasyon Diyarbakır’da, Van’da, Batman’da, Adıyaman’da, Elazığ’da, Iğdır’da, Ardahan’da yapılmıştır.

Adına ‘sınır berisi operasyon’ diyebilir miyiz bilmem. Eğer gayeniz, bu ülkenin birliği ve bölünmez bütünlüğü ise bu fotoğraf karelerini lütfen iyi okuyun.

Yılmaz’ın başlayıp da bitirdiği tek iş

Başbakan Erdoğan’la Diyarbakır dönüşü uçakta sohbet ediyoruz. Milliyet’ten Fikret Bila da var. Teypleri kapattıktan sonra yazılmamak üzere sohbet bir süre daha devam etti.

Konulardan biri Erdoğan’ın doğum yeri Rize’den bağımsız aday olan Mesut Yılmaz’dı. Erdoğan, değerlendirmesinin sonunda şöyle dedi: ‘Allah aşkına Mesut Bey’in Karadeniz’de başlayıp da bitirdiği tek iş var mı?’

Orada ben devreye girdim. ‘Var’ dedim. Başbakan şaşırdı, ‘Neymiş’ der gibi baktı. Cevabım çok netti: ‘Kendisi.’ Başbakanın şaşkınlığı sürüyordu. Daha fazla meraklandırmadan anlattım: ‘1983’de kendisi siyasete başladı, 2002’de kendisini bitirdi.’

Kahkahaları anlatmaya gerek yok. Demek ki başlayıp da bitirdiği iş var.

Hem Ak Günler hem Karaoğlan var

AK Parti’nin yeni yüzlerinden sosyal demokrat kökenli Ertuğrul Günay’la konuşuyoruz.

Günay, AK Parti’nin ‘Nice Ak Yıllara’ sloganına katkısı bulunanlardan. Ecevit’in 1970’li yıllarda en genç il başkanı. O yıllar, ‘Ak günlere’ sloganıyla ‘Karaoğlan’ efsanesinin Türkiye’yi kasıp kavurduğu yıllar.

Aradan 30 yıl geçti. Günay, şimdi AK Parti’de. İki dönem arasında ciddi paralellikler kuruyor. Eskiden Karaoğlan’ın yaptığını şimdi Erdoğan’ın başardığını düşünüyor: ‘AK Parti, ortak değerler sentezini oluşturmuş, Türkiye’nin partisi olmuş.’

Bir de küçük anektod aktaralım. Günay, İstanbul’dan aday ama doğum yeri Ordu ile yakından ilgileniyor. Geçenlerde Ordu’ya gittiğinde şöyle bir espri yapmış: ‘Eskiden ‘Ak günlere’ diyorduk, Karaoğlan’ın peşinden gidiyorduk. Burada da hem ak yıllar var hem (Hasan) Karaoğlan (milletvekili adayı) var.’

Önce babanı al gel

Genç Parti Lideri Cem Uzan, NTV’de soruları cevaplandırıyor. Her konuda ahkam kesiyor ama iki soruya cevap vermekte zorlanıyor: 1. Kaçak babası ve kardeşinin durumu, 2. Harcamalarının kaynağı. İlk soruyu ‘Başbakan belden aşağı vuruyor’ deyip geçiştiriyor. İkinci soru tamamen havada kalıyor: ‘Yargı süreci devam konular olduğu için onu müsaade ederseniz söylemeyeyim.’

Gelir kaynağının, devam eden yargı süreciye ne gibi ilgisi olabilir?. Çıkıp açıklasa yargıya müdahale anlamı taşır mı? Elbette taşımaz. Bunu o da biliyor. Açıklamaz, açıklayamaz. Bütün mal varlığına el konmuş birisi, trilyonlar harcayabilir mi? Ya kaçak babası, kardeşi? Yerlerini bilmediğini mi düşünüyorsunuz?

Bu durumda sormak gerekmez mi: Hesabınızı veremezken nasıl hesap soracaksınız?

Şamil TAYYAR 27.06.2007 Star
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz

busy

 
< Önceki   Sonraki >