|
Nasreddin Hoca ve vergi bilinci
|
|
Çarşamba, 27 Haziran 2007 |
Sn. Osman Arıoğlu başkanlığındaki Gelir İdaresi, planlamış olduğu VergiBilir projesi ile vergi bilinci konusunda ağaçları 'yaşken eğmeye' hazırlanıyor. Üçüncü ile beşinci sınıflar arası ilköğretim öğrencilerinin hedeflendiği projede, çocuklara 'ulaşabilecek' karakter ve simgeler üzerinden vergi bilinci aşılanmaya çalışılacak. Ciddi bir ekip ürünü olan çalışmada üniversitelerin eğitim bilimcileri ve çeşitli kuruluş temsilcileri yer aldı. Çalışmanın kapsamı dahilinde kitap, internet sayfaları ve filmler hazırlanacak ve hedeflenen yaş grubundaki tüm öğrencilere dağıtılacak veya erişmeleri sağlanacak. Materyallerde çeşitli oyunlar da yer alacağı gibi, halk kültürümüzün temel taşlarından olan 'Nasreddin Hoca' ve 'Keloğlan' gibi figürler de kullanılarak, geleneksel hikâyeler vergi bilincini vermek üzere uyarlanacak. Projenin duyurulması sırasında kamuoyuyla paylaşılan örneklerden birinde, Nasreddin Hoca'nın 'bindiği dalı kesmesi' hikâyesi vergi kapsamında tekrardan yorumlanarak, vergiden kaçanların aslında 'kendi bindikleri dalı kestikleri' mesajını veriyor. İnternet sitesinde ise vergi temalı oyunlar ve akılda kalıcı sloganlara yer verilecek. Aynı amaçla 1990 yılından beri her yıl mart ayının son haftası Vergi Haftası düzenleniyor ve vergi bilincinin oturmasına yönelik olarak vergi temalı resim, şiir yarışması gibi etkinlikler yapılıyor. Ancak, VergiBilir projesi konuya daha kapsamlı ve 'pedagojik' bir açıdan yaklaşıyor. Kayıt dışılığın oluşumunda daha etkili olduğu düşünülen ekonomik ve kurumsal faktörlerin yanı sıra sosyal faktörler de önemli birer etken oluyor. Bürokrasisi kaliteli hizmet vermeyen, etkin çalışmayan ve hukukun üstünlüğünün tesis edilemediği sistemlerde toplumun vergiye bakış açısı, kayıt dışılığı mazur hatta haklı görecek yönde değişime uğruyor. Kayıt dışılığın ahlaki norm haline gelmesi kayıt içindekileri de kötü yöne sevk eden bir yayılma gösterebiliyor. Vergi sisteminin adil olmadığı ve toplanan vergilerin yerinde kullanılmadığı ve kamuoyuna 'hizmet' olarak dönmediğine dair yaygın kanaat de vergi sistemine olan inancı köreltiyor ve kayıt dışına çıkışı hızlandırıyor. Sosyal güvenlik sisteminin sağladığı hizmetlerin kalitesinin düşüklüğü ve emekli maaşlarının da yetersiz olması, sisteme verilen primlerin karşılığının yeterince alınamayacağı kanısını yerleştiriyor ve bireyleri sosyal güvenlik sisteminin dışına taşıyor. Kayıt dışılığa yönelik tavsiye edilen çözüm programlarında ve başarılı uygulama örneklerinde de konunun 'sosyal' yönünün vurgulandığı görülüyor. Bireylerin davranış kalıpları tam olarak anlaşılmadan ve de sosyolojik ve psikolojik açılardan yaklaşılmadan programların tam anlamıyla başarıya ulaşmasının zorluklarına işaret ediliyor. Kayıt dışılıkla etkin mücadele için önerilen dört boyutlu politika yaklaşımında da toplumda davranış ve tutum değişikliğinin yapılandırılması ana hedeflerden biri olarak gösteriliyor. Göz önünde bulundurulması gereken önemli bir husus, eksik ve verimsiz bir bürokrasi sistemiyle yapılacak bir bilinçlendirmenin altının boş olacağıdır. Bürokratik sistem ve ekonomik faktörlerle birlikte ele alındığında, kayıt dışılığa yönelik yapılan yatırımların toplumdaki yansımalarını iyi yönetmek için verginin kamu maliyesi ve ekonomi içerisindeki fonksiyonunun halka iyi anlatılması gerekliliği bulunuyor. Özellikle ilköğretim öğrencilerinin bilinçlendirilmesi, çocukların ön yargısız ve 'kötü niyetten' uzak karakterleri düşünüldüğünde, uzun vadeli bir yatırım olarak toplum genelinde vergi bilincinin oturmasına önemli bir katkı yapabilecek. Bu projenin bir sonraki adımı olarak 'büyüklerin' de vergi döngüsünü iyi anlamalarına yönelik çalışmaların da hayata geçirilmesi gerekiyor. Bir sistem ne kadar iyi planlanırsa planlansın, ancak tabanında insanlardan kabul gördüğü ve anlaşıldığı sürece hedeflerine ulaşacaktır.
Metin Ercan 27.06.2007 Radikal
|