|
Cuma, 29 Haziran 2007 |
Terör, Irak'taki gelişmeler, önce genel seçim, ardından cumhurbaşkanlığı seçimi, küresel ısınma sonucu artan sıcaklar... Bunlar son bir aydır elbette futbol ve magazinle birlikte gündemimizi oluşturan konular. Ancak dünya sadece bunların etrafında dönmüyor. Herkes zaman zaman kafasını kaldırıp başka konulara bakma ihtiyacı hissediyor. Mesela Iphone. New York Times'ın dün en çok maillenen haberi Iphone ile ilgiliydi. Piyasaya çıkması olay olan, aylardır tartışılan, insanların almak için iki gün önceden kuyruğa girdiği telefon, bilgisayar, müzik cihazı karışımı alet. I-phone önemli, çünkü önümüzdeki dönem nasıl bir dünyada yaşayacağımızın son örneklerinden biri. Amerika'da satış fiyatı 500 ile 600 dolar. Modeline göre telefon 825 veya 1825 şarkı depolayabiliyor. Gazetenin teknoloji yazarı David Pogue'ye göre telefon çok ince, bu özelliği onu Blackberry'ye karşı avantajlı kılıyor. I-phone'un üzerinde telefon, video i-pod, e-mail, internet, 2 megapixel kamera, palm tipi organizer var. Yazar e-mail ve internetin servisinin müthiş olduğunu anlatıyor. Telefonun zayıf yönleri ise, 300-400 şarjdan sonra pilini yenileme zorunluluğu, hafıza kartı olmaması, chat programı olmayışı ve sadece Apple uyumlu olması olarak sıralanıyor. 20 yıl öncesine kadar şehirler arası telefon etmek için en az 24 saat, eve telefon bağlatmak için yıllarca bekleyen bizler de en geç yıl sonuna doğru bu telefonu kullanıyor olabileceğiz. Cep telefonu dediğimiz bu cihaz yaşamımızı kökten değiştirir hale geliyor çünkü ister bilgisayar olarak kullanıyorsunuz, ister internete giriyorsunuz, ister müzik dinliyorsunuz. Bulunduğunuz yer ofisiniz haline geliyor. Her şeye karşı çıkan kimi ulusalcıların kafasıyla gitseydik hala eve telefon bağlatmak için sıra bekliyor olacaktık. Bu teknolojiye ayak uyduramayan uluslar ordularının veya ekonomilerinin gücü ne olursa olsun küresel yarışta geri kalacak. O nedenle rahmetli Özal'ı bir kere daha saygıyla anmak gerekir herhalde. Yaşasaydı eminim ki, ilk I-phone'un sahibi o olurdu.
Profesyonel orduya geçiş PKK'nın dağdaki militanları yıllardır bu eğitimi alan, pusu kurmakta, gizlenmekte ustalaşmış kişiler. Temel eğitimini tamamlamış genç çocuklar ve ağır silahlarla bu terör grupları ile mücadele etmek kolay değil. O yüzden Silahlı Kuvvetler'in terörle mücadelede görevlendirilecek elemanları ayırıp özel eğitimden geçirmesi çok doğru ve yerinde bir karar. Çünkü Uluslararası Stratejik Araştırma Kurumu Başkanı Sedat Laçiner'in de belirttiği gibi, terzi ve aşçıları terörle mücadelede görevlendirmek gereksiz kayıplara yol açıyor. Irak'taki belirsizliğin süreceğini, bölgedeki ekonomik, kültürel ve sosyal hakların yerleşmesinin zaman alacağını ve terörden medet uman dış güçlerin desteğinin bir anda kesilmeyeceğini düşünürsek terörle mücadelede yeni bir dönem açılmasının doğru bir karar olduğunu kabul etmeliyiz. Ancak sadece bunların terörün kökünü kazımaya yetmeyeceğini ve bölge halkının taleplerine mutlaka kulak verilerek terörü besleyen damarları kurutmanın daha önemli olduğunu da unutmamalıyız.
Ümit Karan ve Fenerbahçe Profesyonelliğin ulaştığı nokta Ümit Karan transferi iddiasıyla bir kez daha ortaya çıktı. Fenerbahçe'ye transfer için görüşmeler yapan hatta ön anlaşma bile yaptığı söylenen Karan, sezona Galatasaray'la hazırlanmaya devam ediyor. Eskiden olsa yer yerinden oynardı ama bugün kimse bu durumu yadırgamıyor. Oyuncular yaşama taraftardan daha gerçekçi bakmak durumunda olduğu için, nerede geleceğini sağlama alacağına inanıyorsa oraya gidiyor. Rüştü ve Mehmet Yozgatlı'nın Beşiktaş'a transferi de bu açıdan gayet normal tabii ki. Taraftar bu gerçeği görürse, tribündeki şiddet de azalır herhalde.
ERGUN BABAHAN 29.06.2007 Sabah
|