Türkçe Bilgi

Cumartesi 30-Ağustos-2008 18:46:40
(Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Haberler arrow Köşe Yazıları arrow Başsavcı Engin sır vermiyor
Başsavcı Engin sır vermiyor
Çarşamba, 16 Temmuz 2008



UZAK duruyor, kendisini dışarıda tutuyor. Herhalde soruşturmayı başka savcılar yürütmekte olduğu için.İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin önceki gün Ergenekon iddianamesinin mahkemeye gönderildiğini açıklıyor. İçerikle ilgili bilgi vermiyor, ama bazı noktaları vurgulamaktan da, kaçınmıyor.

Açıklaması, bütün Türkiye'nin dikkatini çekiyor. Dün sabah Engin'i arıyorum. Telefonda kısa süre sohbet ediyoruz.

Şimdi o sohbet.

YETKİM YOK

- Sayın Engin, açıklamanızda, Ergenekon'la ilgili yayınlanan haberlerin çoğunun gerçeği yansıtmadığını söylediniz. Hangi haberler bunlar?

- Binlerce haber çıktı, onlar arasında ayrım yapmam mümkün değil.

- En azından çok temel, çok özle bağlantılı yanlış haberler hangileri?

- Dediğim gibi, o ayrıntıya girmem mümkün değil.

- Açıklamanızda, iddianamede emekli Oramiral Özden Örnek'e ait darbe günlüklerinin bulunmadığını söylediniz. O günlükler neden yok?

- Soruşturmayı başka arkadaşlarım yürütüyor, günlükler neden yok, bilmiyorum. Zaten bilsem de, açıklama yetkim yok.

- Danıştay cinayeti ile Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan bombanın da, bu iddianamede yer aldığını açıkladınız. Bu iki olay hangi bağlantıyla iddianamede yer aldı?

- Soruşturma hakkında, içerik hakkında ayrıntılı bilgi sahibi değilim.

Başsavcı Engin sadece yaptığı açıklamayla yetiniyor, başka bir ayrıntıya girmiyor.

Oysa, Engin'in açıklamasıyla birlikte, gündeme gelen bu ve mutlaka daha başka soruların yanıtları bekleniyor. Herkesin kafasın o beklenti nedeniyle karışık. O yanıtlara ulaşmak için, iddianamenin açıklanmasını beklemekten başka çare yok.

TARAF'TA HÜKÜM

Dün Taraf gazetesinin manşeti çok çarpıcı. Her ne kadar "Tarihi iddianamede sarsıcı iddia" deniyorsa da, manşet şöyle:

"Onları Ergenekon öldürdü."

Bu manşetin yanında üç resim. İkisi öğretim üyesi ve yazar Ahmet Taner Kışlalı ile Necip Hablemitoğlu ve Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin. Gazeteye göre, Ergenekon tarafından öldürülen üç ünlü kişi.

Başsavcı Engin, dün bana iddianamenin içeriğini bilmediğini söylüyor. Başsavcının bilmediğini, Taraf biliyor. Hatta öyle bir manşet kullanıyor ki, ilk anda göze çarpan, iddianameyi sanki aşan, sanki yargılayan ve hatta kesin bir karara hükmediyor gibi:

"Onları Ergenekon öldürdü."

Medya yargıç rolünde.

GÖLGELEME

Ahmet Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999'da, Necip Hablemitoğlu 18 Aralık 2002'de öldürülüyor.

Eğer, bu iki cinayet de, gerçekten Ergenekon kapsamında ise, ki şu anda bilmiyoruz, çünkü iddianameyi bilmiyoruz, o zaman Ergenekon kökü en az on yıl öncesine dayanan korkunç bir örgüt. O zaman bu örgütün ortaya çıkartılmasında gecikme payı, yani sorumluluğu bulunan en az üç hükümet var.

Bu örgütün AKP ile kan uyuşmazlığı var. Demek ki, geçmiş iktidarlarla da, bir tür hesaplaşması var.

Ergenekon'a dönük bu gibi haberler, yargılama sonucunda, belki de ulaşılacak bazı gerçekleri ve mahkeme kararlarını daha bugünden gölgeliyor.

Kaymakamın dönüşü

GÜLLÜK Körfezi Pina Yarımadasında MNG Holding tarafından denize yapılan izinsiz dolguyu durdurma tebligatını geciktirdiği gerekçesiyle Milas Kaymakamı Bahattin Atçı görevinden alınıyor. Soruşturma sonrasında Atçı yeniden Milas Kaymakamlığına dönüyor. Döndüğüne göre, sorumlu bulunmuyor.

Ancak, MNG Pina'da geri adım atmış değil. Doldurma işlemi durduruluyor, ama doldurulan yerler olduğu gibi duruyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay açıklama yapıyor, "dolgu kaldırılmadan projeye bakmayacağız".

Proje zaten korunması gereken bir yarımadayı yerle bir ediyor. Hálá ne projesi, ne bakması?

Burası Türkiye. Burada her şey olabilir. Gürültü kopunca, kaymakamı alıyorlar, zaman geçiyor, nasıl olsa unutuldu makamından, kaymakam göreve iade.

Pina skandalı patladığında, kaymakam ve olayla ilgili sesini en çok patlatan Bakan Günay, ne dolguyu kaldırtabiliyor, ne de kaymakamın dönüşünü engelleyebiliyor.
Yalçın DOĞAN 16.7.2008 Hürriyet

 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet