| Hizbullah davasında 22 müebbet istendi |
| Perşembe, 08 Mayıs 2008 | |
|
DİYARBAKIR - Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesindeki davaya tutuklu sanıklardan 19u katıldı. Duruşmada savcı 521 sayfalık mütalaasında, aralarında örgüt yöneticileri Edip Gümüş, Cemal Tutar ve Mehmet Sudanın da bulunduğu 22 sanık için devletin anayasal düzenini yıkarak yerine şeriata dayalı düzen kurmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis talep etti. Ayrıca 5 sanık için örgüt üyeliğinden 5 ila 10 yıl arasında hapis, 2 sanık için de beraat istendi. Firarda olan sanık Ejder Arpanın dosyasının ayrılmasına, cezaevinde ölen Musa Özer hakkındaki davanın ise düşürülmesi istendi. Avukatlar savunma için ek süre talep etti. Mütalaada en çok suçlama Beykozdaki hücrevenide sağ yaklanan Cemal Tutara yapıldı. Tutar, 105 eylemden sorumlu tutuldu. BÖLÜNME 1987DE BAŞLADI Mütalaada, terör örgütü Hizbullahın yapılanması, eylem tarzları ve örgütü oluşturan İlim ve Menzil gruplarının amaçları detaylı bir şekilde yer aldı. Hizbullahı oluşturan İlim ve Menzil gruplarının amaçlarının, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırarak yerine şeri hükümlerle yönetilen bir İslam Devleti kurmak olduğu belirtilen mütalaada, Terör örgütünün, mensuplarına verdiği talimatta, Türkiye Cumhuriyetinin yönetim biçiminin İslamiyete uygun olmadığı Türkiyede ancak Hizbullah örgütünün İslami esaslara dayanan İran modeli bir rejim getirebileceği vurgulanmaktadır denildi. 1987 yılına kadar dayanışma içerisinde faaliyet yürüten iki grup arasında o tarihten itibaren fikir ayrılıklarının başladığı belirtilen mütalaada, şu ifadelere yer verildi: Grupları arasındaki ayrışma her ne kadar kişisel olup liderlik sorunundan kaynaklanmakta ise ileri sürülen nedenler uygulanacak strateji ile ilgilidir. Her iki grubun benimsediği Tebliğ-Cemaat-Cihad stratejisi tartışmaya müsait bir ortam oluşturmaktadır. Zira bu aşamalardan birinden diğerine geçişte aşamanın tamamlanıp tamamlanmadığını belirlemek için belli bir kural bulunmamaktadır. Bu konudaki tartışma İlim ve Menzil grupları arasında yoğun bir şekilde yaşanmıştır. Hüseyin Velioğlu önderliğindeki İlim grubu özellikle bölgede halka yönelik şiddet eylemlerini yaygınlaştıran PKK terör örgütünü hedef almak sureti ile bu örgüt mensuplarına yönelik olarak gerçekleştirecekleri eylemler ile bölge insanını yanlarına çekip tabanlarını genişletmeyi hedeflemiştir. Buna karşılık Menzil grubunun ileri gelenleri, henüz silahlı faaliyet yürütecek alt yapıya sahip olmadıklarını ve tabana yönelik çalışmaların henüz olgunlaşmadığını ileri sürerek, kendilerinden daha güçlü ve silahlı bir örgüte yönelik eylemlere girişilmesinin örgütlerine büyük darbe vuracağını ve silahlı mücadeleye geçilemeyeceğini savunmuşlardır. İRAN VE KÜRTÇÜLÜK AYRILIKLARI İlim ve Menzil grupları arasında İran modelinin benimsenmesi ve Kürtçülük konusunda da belirgin fikir ayrılıklarının görüldüğü anlatılan mütalaada, şöyle devam edildi: 1987 yılından itibaren belirginleşen bu fikir ayrılıklarını önlemek amacı ile İlim ve Menzil grupları arasında zaman zaman görüşme yapılmışsa da birleşme sağlanamamıştır. Bu dönemde keskinleşen fikir ayrılıkları bağlamında grup liderleri kendi bünyelerinde çalışmalarına yoğunluk kazandırmışlardır. İlim grubunun yapılanması ve eylem stratejisi göz önüne alındığında daha sistematik ve organik bir örgütlenmeye sahip olduğu görülmektedir. Sahip olduğu konumun Menzil grubuna göre daha kuvvetli olduğunu düşünen İlim grubu kendisini Hizbullah adı ile lanse edip Menzil grubunu tasfiye etme ve bölgedeki potansiyel tabanın merkezine oturma düşüncesi ile mensuplarına İlim Grubu ifadesini kullanmayı yasaklamış ve bu nedenle kendilerini Hizbullah olarak tanıtmaya özen göstermişlerdir. HER BİLGİ ÖRGÜTE BİLDİRİLİYOR Mütalaada, terör örgütü Hizbullahın yürüttüğü istihbarat çalışmaları da yer aldı. Her örgüt mensubunun bir istihbarat ve kontrol elemanı olduğu anlatılan mütalaada, şöyle denildi: Örgüt mensubu çevresinde gördüğü, duyduğu her şeyi örgüte yazmak ve bildirmek zorundadır. Ayrıca örgüt tarafından gelen talimatlar doğrultusunda çevresinde bildiği hırsız vs. kişileri, toplum düzenini bozacak şekilde hareket edenleri, PKKlı olarak bilinenleri, güvenlik kuvvetleri ile ilgili olarak bildiklerini duyduklarını ve güvenlik kuvvetleri ile ilişkili olan şahısları, örgüt mensuplarını ve diğer radikal gruplar içerisinde yer alan şahıslarla ilgili bildiklerini detaylı olarak rapor etmek zorundadırlar. Örgüt içerisinde faaliyet gösterirken durumlarından şüphelenilen şahıslar MİT olarak adlandırılırlar. MİTler hakkında hazırlanan raporlar örgüte gönderilerek gelen talimatlara göre cezalandırılırlar. MÜEBBET İSTENEN İSİMLER Mütalaanın son bölümünde tutuklu sanıklardan Edip Gümüş, Cemal Tutar, Fuat Balca, Mehmet Feysel Bozkuş, Abdulkerim Kaya, Mehmet Varol, Mustafa İpek, Mahmut Demir, Kemal Gülşen, Yunus Avcı, Sinan Yakut, Mehmet Ezme, Şeyhmus Kınay, İsmail Kınay, Yusuf Begiç, Abdulvahap Ekinci, Mehmet Veysi Özel, Rıfat Demir, Mehmet Beşir Acar, Mehmet Tahir Ak, Mehmet Sudan ve Mehmet Garip Özerin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin mevcut anayasal düzenini silah zoruyla yıkarak, yerine şeri esaslara dayalı İslam devleti kurmayı amaçlama suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi. Sanıklar, Fahrettin Özdemir, Mehmet Nurettin Karabulut, Abdulkuddus Yersiz Gazi Kavan ve Ramazan Akyolun da Terör örgütü üyesi olmak suçundan 10 yıla kadar hapsi istenen mütalaada, Fahrettin Duman ve Fehmi Gürsulun da beraatı talep edildi. Sanıklardan, yaşamını yitiren Turan Arı ile ilgili davanın düşürülmesi istenilen mütalaada, hakkında gıyabi tutuklama kararı bulunan sanık Ejder Arpa ile ilgili dosyanın da dava dosyasından ayrı tutulması talep edildi. Duruşma, sanık avukatlarının mütalaaya karşı savunma hazırlamaları için ertelendi. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|