Türkçe Bilgi

Cumartesi 30-Ağustos-2008 01:50:25
(Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Haberler arrow Güncel arrow Baykal: İzmir'i almadıkça Türkiye'yi fethedemez
Baykal: İzmir'i almadıkça Türkiye'yi fethedemez
Perşembe, 10 Temmuz 2008

İZMİR - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, İzmir’de “9 Eylül Cumhuriyet ve Demokrasi Platformu”nun düzenlediği “Önce İzmir, Adım Adım Türkiye” konulu toplantıya katıldı. Toplantının herhangi bir siyasi parti toplantısıyla karıştırılmaması gerektiğini söyleyen Baykal, toplantıda MHP, DP, ANAVATAN, Genç Parti ve İşçi Partisi’nden temsilcilerin de bulunduğunu, bunun mutluluk verici olduğunu vurguladı.Toplantıda “İzmir ruhu, kokusu, bilincinin gözlendiğini” ifade eden Baykal, platformun adında tüm Türkiye’yi ilgilendiren bir şifre bulunduğunu, bu ülkenin kurulmasının mümkün olduğunun kanıtlandığı günün platformun adına yerleştirildiğini ifade etti.

Tüm Anadolu’nun İstanbul değil İzmir işgal edildiğinde “işgal ediliyoruz” duygusuna ulaştığını, bu kent kurtulmadan da hiç kimsenin kurtuluşu hissetmediğini kaydeden Baykal, şunları söyledi:

“Türkiye ile İzmir’in kaderi iç içe örülmüştür, ayrılmaz. İzmir çok özeldir. Türkiye’yi fethetmek isteyenler orayı burayı alırlar ama yetmez, İzmir’i almadıkça o iş bitmez. İzmir alınmadıkça hiçbir başarı onları tatmin etmez. İzmir dimdik ayaktaysa bu ülkede umut var demektir. Türkiye’ye yönelik hesapları, niyetleri olanlar, ‘İzmir’i istiyorum’ derler. İsterler de kimin adına, ne adına isterler? İzmir orada duruyor. İzmir laik, demokratik cumhuriyetin kalesi olarak duruyor. Kimin adına istiyorsun? İzmir’i istemek kolay da almak o kadar kolay değil. İzmir’i alan almış. İzmir’i Mustafa Kemal 9 Eylülde almış bir kere. Ondan mı alacaksın?”

CHP, MHP, DP, ANAVATAN, GP, İP EL ELE
Platform toplantısında MHP, DP, ANAVATAN, Genç Parti ve İşçi Partisi’nden temsilcilerin de bulunduğunu, bunun mutluluk verici olduğunu kaydeden Baykal, platformu oluşturanların klasik particilik anlayışı dışında, artık olayın siyasi partilere bırakılmayacak noktaya ulaştığını, artık vatandaşa da görev düştüğü, meseleye el koymak zorunluluğunun ortayı çıktığı bilinciyle bir araya geldiğini belirtti.

“Hepimiz bir arada ortak duyarlılıklar içindeyiz. Çünkü biliyoruz ki Türkiye güç günler yaşıyor” diyen Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu ortamda artık alışılmış particilik, siyasetçilik anlayışıyla yola devam etmenin imkanı yok. Hepimiz birbirimizi yeniden değerlendirmeliyiz. ‘Bizi birbirimizden ayrı düşüren siyasi ayrıntılarla, tercihlerle değil bütünleştiren, kaynaştıran temel değerlerle Türkiye’ye sahip çıkma anlayışı içinde el ele vermeliyiz’ diyen tablo var karşımızda. Artık gün, Türkiye’ye sahip çıkma günüdür. Herkes bu sorumluluk duygusu içindedir. Buraya geldikten sonra artık birbirimizle farklılığımızı sürdürme ısrarını kimsenin bundan sonraya taşıma hakkı yoktur. Hepimiz bunu bileceğiz. Birbirimize değer vereceğiz, saygı göstereceğiz. Hep beraber el ele vereceğiz, önce Türkiye’ye sahip çıkacağız. Türkiye’ye yönelik tehlikeyi bertaraf edeceğiz. Sonra gerisi gelir.”

KURTARICI UNSUR ARAMIYORUZ
Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tehlikenin farkında olan bir topluluğun siyasi parti farkı gözetmeksizin bir araya gelerek bir platform oluşturduğunu, bu tehlikeyi bertaraf etmenin yolunun da yine milletten geçtiğini söyleyen Baykal, sıkıntıyı millet adına çözecek kimse bulunmadığını belirten Baykal, şöyle konuştu:

“Bu sorunları, bu sıkıntıyı, bizim adımıza bizim tasarımımız olarak, müteahhidimiz olarak, bizim adımıza çözüverecek bir başka kuruluş, kurum, iktidar odağı yoktur. Önce bunu bir defa bileceğiz. Ülkemiz güç durumdadır. Bizi bu güç durumdan kurtarıverecek bir kurtarıcı aramıyoruz. Türkiye’yi bizim adımıza kurtarıverecek hiçbir unsur yoktur, böyle bir unsur da aramıyoruz. ‘Türkiye’yi bu durumdan kim kurtaracaktır’ sorusunun cevabını 1919 yılında Mustafa Kemal Amasya’da vermiştir. ‘Milleti, milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır’ demiştir. Şimdi yine böyle. Sorunlarımızı el ele, milletçe çözeceğiz. Başka türlüsü yok. Hep beraber yapmak için de birbirimizle çatışmaktan, çekişmekten çıkacağız. İlk çıkış yolu bu.”

ALLAH, PEYGAMBER, KURAN’A SAHİP ÇIKACAĞIM
Türkiye Cumhuriyeti’nin özünü kimsenin ortadan kaldırmasına izin vermeyeceklerini, etnik kökeni, ırkı, soy sop, aşiret, sülale ve kabile farklılıkları ne olursa olsun herkesi eşit ve kardeş kabul eden anlayışın en büyük savunucusu olduklarını belirten Baykal, herkesin inancını, dinini, imanını ibadetini özgürce yerine getireceğini, Allah’ına, peygamberine, Kur’an-ı Kerim’ine iftiharla sahip çıkacağını söyledi.

Kimsenin kökünü, kökenini başka birine üstünlük kurmak için kullanamayacağı, kimsenin kimseye üstün olmadığı bir anlayışın savunucusu olduklarını dile getiren Baykal, “(Ne zaman nereden gelirsen gelsin şu bayrağın karşısında yüreğin titriyorsa sen bu milletin eşit vatandaşısın), bu anlayışı koruyacağız” diye konuştu. Devletin temel niteliklerini, laik cumhuriyet kimliğini her türlü tartışmanın dışında tutacaklarını ifade eden Baykal, kimsenin inancını devlete empoze edemeyeceğini, devlete bir elbise gibi giydirmeye kalkamayacağını dile getirdi.

DEMOKRASİ VE CUMHURİYET ÇELİŞMİYOR
Baykal, şöyle devam etti: “Devlet düzenimiz, laik demokratik cumhuriyet, inancımız, imanımız özgür. İkisi de bir arada, birbiriyle çelişmiyor. Hem demokrasi hem cumhuriyet, hem demokrasi, hem laiklik. Bu beraberliği ayrıştırmaya çalışanlar var. Sanki laik cumhuriyet anlayışıyla çağdaş demokrasi bir arada barınamaz gibi bir anlayış yaratmaya çalışanlar var. Demokrasinin imkanlarını kullanırım, laik cumhuriyeti kemiririm, zaafa uğratırım, zayıflatırım hesabı içinde olanlar var. Bu olamaz. Laiklik ve demokrasi sentezi muhteşem bir olay. Türkiye’nin şu ana kadar gerçekleştirdiği tüm güzelliklerin temelinde yatan ana olay.Orta Doğu’daki bir parçası olduğumuz kültürün, imparatorluğun diğer üyelerinden daha farklı, istikrarlı, daha huzurlu, barışçıl, kalkınmış, çağdaş ve demokratik noktadaysak bunun eseridir.”

NASIL PARÇALANIRIZ? ALEVİ DE, KÜRT DE BİZİM
Irak’ta 1 milyon insanın öldürüldüğünü, ortada Irak diye bir şey kalmadığını, “Şii, Sünni, Kürt, Türkmen” diyerek Irak’ı parçaladıklarını belirten Baykal, “Bunu gördükten sonra bizi parçalamak isteyenlere nasıl izin verebiliriz? Nasıl olur da Kürtümüzü Alevimizi birbirine düşürüp, birbirimizden ayırmaya kalkanların oyununa düşeriz. Kürtümüz de bizim Kürtümüz, Alevimiz de bizim Alevimiz. ‘Türk milletinin tüm birimleri hepsi bir arada, hepsi eşit, kardeş. Kimse bizi ayıramaz, birbirimize düşüremez’ diyebilmeliyiz” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı’nın Avrupa’da yabancılara Türkiye’deki Müslümanların baskı gördüğünü söylediğini, bunun arkasında başka bir zihniyet bulunduğunu belirten Baykal, Türkiye’de vatandaşın böyle bir sıkıntısı olmadığını, camilerin açık olduğunu, ibadetin serbest olduğunu, her tür dini yayının serbestçe yapıldığını söyledi.

“Üzerimizde baskı hissetmiyoruz. İnancımızdan, İslamiyetimizden, Müslümanlığımızdan mutluyuz. Ama o ‘baskı var’ dediğine göre galiba onun kafasında bizimkinden farklı bir İslamiyet var” diyen Baykal, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu gidiş iyi bir gidiş değil. Bu gidişe boyun eğemeyiz, seyredemeyiz. Milletin arasında çatışma, bölünme yok. Sorun ülkeyi yönetmek için ortaya çıkmış kadroların zihniyetinde. Halktan oyu ‘Bunları yapacağız, Atatürk’ün kuyusunu kazacağız, cumhuriyetin temellerine dinamit koyacağız’ diye mi alıyorlar? ‘İşsizliği yeneceğiz’ diyorlar, poşet, kömür dağıtarak alıyorlar, sonra gelip yukarıda anayasal devletin temelleriyle devletimizin en saygın kimlikleriyle çelişir, çatışır hale geliyorlar. Buna fırsat vermemek lazım. Millete anlatmak lazım ki bu bir tuzaktır, buna alet olmamak lazım.”


 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet