| AKP iddianamesi (tam metin) |
| Pazar, 16 Mart 2008 | |
|
Sayfa 2 toplam 10 'İstanbul'un imamıyım', 'İnsan olarak laik değilim', 'Tayming önemli...' İddianamede AKP'nin Türkiye'de laik düzeni yıkmak için sistemli ve kararlı bir çalışma içinde olduğu savunuluyor. İddianamede, AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın laiklik ilkesine aykırı eylem ve demeçleri 61 maddede toplandı. Erdoğan'ın, AKP Genel Başkanlığı öncesinde, belediye başkanıyken yaptığı konuşmalar da iddianamede yer aldı. Erdoğan en son 7 Mart'ta Uşak'ta yaptığı konuşmada, iddianameye girdi. İddianamede yer alan Erdoğan'a yönelik suçlamalar arasında şunlar var: - Avustralya'nın Sydney kentini gezerken, "Herkes kendi kimliğiyle övünebilir. Bu onun en doğal hakkıdır. Kürt Kürtlüğüyle, Türk Türklüğüyle, Çerkez Çerkezliğiyle, Laz Lazlığıyla övünebilir. Etnik kimlik anlamında söylüyorum. Ama bizi üstte birbirimize bağlayan üstkimlik TC vatandaşlığıdır. Bu ortak paydadır"..."Hepimizi yaratan mutlak yaratıcı Allah'tır. Ayrıma ne gerek var. O üst ortak paydada birleşip el ele vereceğiz" dediği, - 2005 yılı Haziran ayında Amerika'ya giderken uçakta Dünden Bugüne Tercüman gazetesinden Nazlı Ilıcak ile görüşen Erdoğan'ın (...) Ben insan olarak laik değilim; devlet laiktir. Buna mukabil laik düzeni korumakla yükümlüyüm. Ama siz laikliği bir din gibi takdim ederseniz, bu ülkenin halkını üzersiniz. (...) Aslında, 263. maddeye 'Kaçak Kuran Kursu' maddesi demek çok çirkin. Eğitim ve öğretim, suç kapsamına sokulmaz ama, bazı hassasiyetlere saygımız olduğundan, hafifletmekle birlikte, kanuna aykırı eğitim kurumlarına verilen cezayı kaldırmadık." dediği, - 2005 yılı Haziran ayında Beyrut'tan İstanbul'a dönerken, uçakta gazetecilere (...) "Şu anda Diyanet konu üzerinde çalışıyor. Milli Eğitim de çalışıyor. Birisinde 12 yaş, diğerinde 15 yaş. Diyor ki bu yaşlardan önce öğretemezsin. Bırakalım kitabını, Kuran'ı öğrensin. Bu durumdan niye rahatsız olalım. Bırakalım rahat rahat öğrensin. Tommiks-Teksas okumaya hiç kimse mani olmuyor ama kendi kitabını öğrenmesine niye mani oluyoruz" dediği, - (Aynı gezide) Başörtüsü konusunda ise "Toplumda mutabakat olduğuna göre, kurumlar arasındaki, kuruluşlar arasındaki uyumsuzluğu anlamak mümkün değil. Ülkede toplumsal mutabakatı tesis etmişsin. Kurumsal mutabakat da tesis edilsin ki, birbirine şüpheyle bakan bir ülke olmayalım" dediği, - Başbakan, 'türban sorunu'nu nihai kertede aşmak için referanduma gidilmesi gereğinin de "zaman zaman kendi düşünce dünyasına girdiğini" söylerken, "Tabii, bunun taymingi (zamanlama) önemli. Olayın sosyal boyutu var, siyasal boyutu var. Bütün bunların değerlendirmesini, analizini aramızda hükümet olarak, parti olarak yapmamız lazım. Diğer partilerle bunu değerlendirmemiz lazım. Ben yaptım oldu, şeklinde olmaz" diye söylediği, - Başbakan Erdoğan'ın basına yansıyan geçmişteki beyanlarında: "Türkiye'de şu anda birilerinin şeriatı var. Ama bu şeriat tükendi. Şu an kahrolsun şeriat diyenler, kendi kendilerine kahroluyor." "Ben İstanbul'un imamıyım." "Elhamdülillah şeriatçıyım." "Yılbaşına karşıyım." "Ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok." "Bizim için günah dosyası hazırlamışlar. Bizim günah dosyamızda ne var, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'ni fatiha ile açmak var. Bir Meclis'i fatihayla açtık. Fatiha ile Meclis'i açmak nedir? Önce bunu açıklayalım... Fatiha'nın manası nedir? Fatiha, karanlığı aydınlığa açmaktır." "İmamlar da nikâh kıysın." - RP İstanbul İl Başkanı olduğu 1994 yılında Refah Partisi'nin Ümraniye İlçe Örgütü'nün yeni hizmet binasının açılış töreninde: "Biz Cezayir gibi olmayız. Biz hazmettire hazmettire geliyoruz. Allahın izniyle." "Bu ülkenin yüzde 99'u Müslüman. Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın, ya laik. Niye? Çünkü Müslüman'ın yaratıcısı olan Allah kesin hâkimiyet sahibidir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bak yalan, koskoca bir yalan." "Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, laiklik elden gidiyor. Yahu, bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu! Sen bunun önüne geçemezsin ki." - "Belediyelerimiz hastaneler, doğumevleri yapıyor. Doğumevlerinde sadece kadın doktorlar çalışacak. Adil düzenin sağlık anlayışı da görülecek. Psikolojide, çocuk bakımında, öğretmenlikte yetişmiş başörtülü kızlarımız var. Şimdi işe alınmayan bu başörtülü kızlarımız anaokullarında yavrularımızı yetiştirecek..." diye söylediği, - Davalı parti iktidara geldikten sonra sürekli 'gelişerek değiştiğini' savunan ve Milli Görüş için 'Biz o gömleği çıkardık' biçiminde beyanda bulunan Erdoğan'ın TRT 1 de 21.06.2006 tarihinde yayımlanan 'Enine Boyuna' programında söylem değiştirerek; "Siyasete girerken farklı, siyasetten sonra farklı bir yaşam tarzı mı uygulayacağım, halkımı mı aldatacağım? Dün neysem, bugün de oyum, değişemem, değişmedim" dediği, - Alman Welt am Sonntag gazetesine 2005 yılı Şubat ayında verdiği demeçte, kızlarının neden türban taktığı sorusunu, kızları Sümeyye Erdoğan ve Esra Albayrak'ın Kuran'a uyduğunu dile getirerek "İnançlı Müslümanlarız. Kuran'da kadının toplum içinde türban takması gerektiği yazıyor." ...Yüksekokullardaki türban yasağını hata olarak görüyorum. Bir demokratik ülke din özgürlüğünü sağlamalı. Buna, vatandaşların dinlerini yasalara saygı koşuluyla semboller vasıtasıyla ifade etmesi de dâhildir. Türban yasağı liberal değildir." biçiminde yanıtladığı, (..) daha sonra bu röportajın 'aslı astarı' olmadığını açıklamış, röportajı yapan gazetecinin ses kaydının olduğunu söylemesi üzerine ise basın danışmanı Ahmet Tezcan'ın, yazının doğru, ancak eksik olduğunu, yazıda Başbakan'ın 'toplumsal mutabakat şartıyla' sözlerine yer verilmediğini açıkladığı, - 2005 yılı Nisan ayında Zaman Gazetesi yayın yöneticilerini kabul eden Erdoğan'ın; 'imam-hatip liseleri ve başörtüsü sorunu ne zaman çözülecek?' sorusuna "Başörtüsü sorunu konuşulmaz, yaşanır... Halk nezdinde bir mutabakatı kastetmiyorum. Orada zaten mutabakat var. Parlamento içi mutabakat gerekir. Parlamento halkın iradesini yansıtmıyor. Sıkıntı burada." dediği - 2005 yılı Haziran ayında Lübnan seyahati dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan'ın; "Başörtüsü ülkenin bir gerçeği. Ortadaki gerginlikleri kaldırmakla yükümlülüğümüz olduğuna göre bu sorun çözülmeli. Referandum anayasal bir süreçtir. Gerekirse o da düşünülebilir, gerekirse bu yönde gidilebilir. Tabii taymingi önemli " diye beyanda bulunduğu, |
|
| Son Yenileme ( Pazar, 16 Mart 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|