| AKP iddianamesi (tam metin) |
| Pazar, 16 Mart 2008 | |
|
Sayfa 1 toplam 10 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın 'laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği' iddiasıyla AKP hakkında Anayasa Mahkemesi'ne açtığı kapatma davasına ilişkin iddianamede AKP'ye yönelik ağır suçlamalar yer aldı. İddianamede Anayasa ile YÖK Kanunu'nda değişiklik içeren tekliflerin, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel ilkelerini değiştirecek zemini oluşturmak niyetini ortaya koyduğu vurgulandı ve AKP'nin laik sistemlerde dini simgelerin siyasi amaçla kullanılamayacağını göz ardı ettiği kaydedildi. İddianemede, AKP'nin laik cumhuriyeti yeni bir yaşam ve devlet düzenine dönüştürme kararlılığı içinde olduğu, toplumu dindar olanlar olmayanlar diye ikiye ayırmaya başladığı ifade edildi. AKP'nin ülkenin laik hukuk yapısını aşamalı olarak yeniden biçimlendirip yönlendirmeye çalıştığı, rejimin ve Cumhuriyet'in geleceğini tartışmaya açtığının belirlendiği öne sürüldü. AKP'ye açılan kapatma davasının iddianemesinde, siyasi partilerin kapatılabileceğine ilişkin uluslararası ve ulusal yasal dayanaklar ayrıntılı olarak yer aldı. Anayasa'daki laiklik tanımından yola çıkarak, Türkiye'de olması gereken 'laikliğin' çerçevesinin çizildiği iddianamede "Sınırsız, denetimsiz bir din hürriyeti ve bağımsız bir dini örgütlenme anlayışının ülkemiz için pek ağır tehlikelerle yüklü olduğu uzak ve yakın tarihi tecrübelerle anlaşılmıştır" denildi. Türbanla üniversitede okuyamadığı için AHİM'ye başvuran Leyla Şahin davasının tüm ayrıntılarının yer aldığı iddianamede, bu davaya ilişkin olarak Şahin'e destek beyanatlarında bulunan AKP'lilerin görüşleri de kapatma davasının dayanakları arasında yer aldı. İktidar partilerinin kendi kadrolarını devlet birimlerine de taşıyabileceğine dikkat çekilen iddianamede, "Bu noktada, siyasi parti mensuplarına organik anlamda yakın planda çalışan, böylece siyasi partililerle yakın ve/veya yoğun ilişkide bulunan kamu görevlilerinin eylemlerinin, siyasi partiye isnat edilebilir olup olmadığının açıklanması gerekmektedir" denildi. İddianamede buna örnek olarak da AKP milletvekilli olan eski Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer gösterildi. İddianamede Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili de ayrı bir değerlendirme yer aldı. "Parti üyeliğinden ayrılanların fiil ve söylemleri de partiye isnat edilebilir" denilen iddianamede, Gül'ün, parti kurucusu, başbakan, başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı olarak AKP'de görev yaptığına dikkat çekildi. İddianamede Başbakan, bakan, partili meclis yöneticileri, grup ve genel merkez yöneticileri ve Belediye Başkanları ve teşkilât yöneticileri de dahil tüm üyelerin beyanlarının partiyi bağlayacağı vurgulandı. İddianamede ayrıca hazırlanan tasarılar ve tekliflerin de 'yasalaşmasa bile' partilerin kapatma yaptırımına konu olabileceği belirtildi. İddianamede AKP'nin yenilikçi söyleminin gerçeği yansıtmadığı, kapatılan RP ve FP ile bağını koparmadığı da öne sürüldü. RP ve FP'de bulunup bugün AKP'de görev yapanlarla ilgili bilgilere de yer verilen iddianamede, "AKP'nin tüzük ve programı incelendiğinde, soyut metinlerde hedeflenen laiklik karşıtı modele yönelik hükümlerin yer almadığı görülmektedir. Ancak davalı parti, laiklik karşıtı eylem ve söylemleriyle yasalara ve Anayasa'ya aykırı olarak tüzük ve programının ötesine geçmiştir" denildi. İddianamede AKP'nin nihai amacının hukuk devleti yerine, şeriat sistemini getirmek olduğu, bu amaca ulaşıncaya kadar 'takiyye' yöntemini kullanacakları da kendi ifadeleriyle açıklandığı öne sürüldü. İddianamede, "Bu yolda siyasal İslam'ın ya da Türkiye'ye giydirilmek istenen 'ılımlı İslam' modelinin bir şeriat devletine dönüşmesi ve gerekirse bu yolda İslami terörün de kullanılması uzak bir olasılık değildir" denildi. AKP'nin 'islama pozitif ayrımcılık' yaptığı ifade edilen iddianamede, şeriata özgü çok hukukluluğun üstü kapalı olarak canlı tutularak yerleştirilmeye çalışıldığı kaydedildi. İddianamede, "Dinsel bir simge olan türbanın yükseköğretimde ve giderek tüm alanlarda serbestçe takılmasına yönelik politikalar, imam hatip okullarının sayısının artırılması ve katsayı sisteminin kaldırılması gibi uygulamalar genel nüfusun ağırlıklı inanç yapısı gözetildiğinde İslam için bir pozitif ayrımcılıktır" saptaması yapıldı. İddianamede, AKP'nin laikliği yanlış tanımlamasının kamu düzenini bozacak nitelikte olduğu ifade edildi. İddianamede AKP'nin 22 Temmuz seçim sonuçlarında aldığı oy cüretiyle toplumu İslam devletine dönüştürecek projelerini önce yeni bir anayasa taslağı hazırlamak sonra da türbanı gündeme getirmek suretiyle laiklik ilkesini hedef alarak adım adım gerçekleştirmeye başladığı vurgulandı. İddianamede, "Davalı partinin asıl amacı, türban sayesinde eğitim ve öğretim alanından başlamak üzere, tüm kamusal alanı ve toplumsal yaşamı dinselleştirmek ve giderek laik devleti ortadan kaldırmaktır. Türban davalı parti için dini ve siyasi bir simgedir" denildi. İddianamede kapatmaya dayanak oluşturan eylemlerin büyük bölümünü medyaya yansıyan demeç ve haberlerin oluşturması da dikkat çekti. |
|
| Son Yenileme ( Pazar, 16 Mart 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|