|
'Eşitsizliğe karşı bölgesel çekicilik yaratılmalı' |
|
Çarşamba, 03 Eylül 2008 |
İSTANBUL - Türk Sanayici ve İşadamları Derneğinin (TÜSİAD) Türkiyede Bölgesel Farklar ve Politikalar başlıklı raporunun tanıtımı için düzenlenen toplantıda konuşan TÜSİAD Başkanı Arzuhan Yalçındağ, Türkiyede bölgeler arasında çok ciddi sosyo-ekonomik gelişmişlik farklılıkları olduğuna dikkat çekti.Yalçındağ, şunları söyledi: Bu farklılıklar, hem ulusal düzeydeki bazı politikalarımızın etkin sonuçlar vermesi ve sürdürülebilir büyümenin sağlanması yolunda engel oluşturmakta, hem de Avrupa Birliğine üyelik yolunda, mesafe kat etmemiz gereken en önemli alanlardan biri olarak ortaya çıkmaktadır.
Yalçındağ, ABde, bölgesel kamu harcamalarının, son on yılın ilk yarısında yıllık yüzde 3.6lık bir büyüme gösterdiğine ve aynı dönemde ortalama yüzde 1.7 olan GSMH artışının yaklaşık iki katı olarak gerçekleştiğine işaret etti.
Bugün artık, bölgesel kalkınmanın sadece geri kalmış bölgeler için bir teşvik sistemi olarak görüldüğü dönem sona ermiştir, diyen Yalçındağ, dünyanın gelişmiş ekonomilerinde, bölgenin mevcut yapısal sorunlarını göz ardı eden yaklaşımların, artık yerlerini bölgelerin rekabet gücünün artırılmasına bıraktığını vurguladı ve şöyle devam etti:
Bölgeler arası eşitsizliğin önemli göstergelerinden biri de gelir dağılımındaki farklılıklardır. Ancak hepimiz biliyoruz ki, zengin bölgelerden fakir bölgelere para aktarmak, bölgeler arası gelir farkları sorununa ancak kısa vadeli çözümler sunmaktadır. Uzun vadede zayıf olan bölgelerde büyümeyi sağlayabilmek ve geliri artırabilmek için, fiziki ve beşeri kaynaklara yatırım yapmak ve bölgelerin tümünün rekabet gücünü artırmak gereklidir.
Bu, ulaşım, sağlık, eğitim, enerji, telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri gibi temel altyapıların iyileştirilmesi; Ar-Ge ve inovasyon desteklerinin yükseltilmesi; bölge ekonomisinin ihtiyaçlarına göre iş gücü piyasasının, özellikle eğitim yoluyla değişen ekonomik koşullara adapte olmasının sağlanması ve başta KOBİler olmak üzere yatırım destekleri de dahil olarak işletmelerin geliştirilmesi ve bölgelerin ve şehirlerin cazibelerinin yeni iş imkanları için artırılması ile sağlanabilir.
EK KÜÇÜK BİR ÇABA VE FİNANSMAN Raporun özetinde de, altyapı yatırımlarının bir bölgenin kalkınmasında önemli rol oynadığına işaret edilerek, Ancak etkinin ne yönde olacağı ise o kadar açık değildir... Bölgede var olan sosyal sermayenin yetersizliği, bölgeyi yeterince çekici kılmayabilir. Oysa ek küçük bir çaba ve finansman yoluyla yerel şirketlere sağlanacak destek ile, dış yatırımcıların bölgeye ilgisi de arttırılabilir denildi ve şu görüşlere yer verildi:
Oluşturulan politikaların merkezden ve bilgili kişilerin güdümünde kalması, toplumsal mutabakatın sağlanmamış olması, yerel unsurların politikalara etki ve katkılarının dışlanması uygulamada büyük eksiklikler ve aksaklıklar oluşturacaktır. Var olan çeşitli dışsallıkların, eşgüdüm sağlanmasını gerekli kıldığı açıktır. Geliştirilen stratejilere ve tasarımlara inanmayan, bunlardan beklentisi olmayan aktörlerin, bunlara verecekleri tepkilerin istenmeyen yönde olma ihtimalleri çok yüksektir. Türkiyede geçmişte uygulanan bölgesel politikaların ne kadar etkili olduğunu ölçebilmemiz mümkün değildir.
Ancak şu anda içinde bulunulan durumun, ne ülkenin sürdürülebilir büyümesi açısından, ne de bölgeler arası hakkaniyet açısından tatminkâr olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu konuların ayrıntılı ve derinlemesine tartışılması ve ciddiye alınması gerekmektedir. Bir yandan, ülkenin çeşitli yörelerinde eğitimler verirken, öte yandan bölgelere dair sağlıklı verilerin toplanmıyor olması, eğitimlerin sonuçlarının değerlendirilmesini bile imkânsız kılmaktadır.
|