İSTANBUL - Economist dergisi, Türkiyede Adalet ve Kalkınma Partisine karşı açılan kapatma davasıyla ilgili gelişmeleri Bayraklar, peçeler ve şeriat başlıklı bir yazıda inceledi. Dergi, davanın ardında Türkiye ne ölçüde İslamcılaştı? sorusunun yattığını belirtiyor ve makalede bu sorunun yanıtı aranıyor. Times gazetesi de, Times2 ekinde Türkiyedeki türban tartışmalarını kapak konusu yaptı. Amerikan Washington Post gazetesinde yer alan bir yorumda ise, ABD, Müslüman ülkelerde demokrasiyi ilerletmekte ciddiyse, Türkiyenin demokratik olarak seçilmiş hükümetine destek vermesi gerek ifadesine yer verildi.Economist dergisinde yer alan makalede, kapatma davasının açılmasından bu yana Türkiyede bir kargaşa yaşandığı ve gözlemcilerin AKPnin kapatılacağına inandığı kaydediliyor. Ancak Economist, savcı Abdurrahman Yalçınkayanın iddianamesinde somut kanıtların olmadığını öne sürüyor. İddianamenin çoğunun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve kurmaylarının yaptıklarına değil, söylediklerine dayandığı belirtiliyor.
HER MÜDAHELEDEN SONRA İSLAMCILAR DAHA GÜÇLÜ DÖNDÜ AKPnin İslami değerleri savunduğunu belirten dergi, buna karşın hiç Kurandan esinlenen yasalar geçirmeye çalışmadıklarını vurguluyor ve şöyle devam ediyor, Ama bunların hiçbiri AKPye karşı yargı darbesindeki itici güç olduğuna inanılan, Türkiyenin müdahaleci generallerini etkilememiş gibi gözüküyor. Generaller ve müttefikleri Atatürkün laik cumhuriyetinin geleceğinin tehlikede olduğuna inanıyor. Benzer tartışmalar 1996da İslamcı Refah Partisi iktidara geldiğinde de duyulmuştu. Bir yıl sonra, şu anda AKPye yöneltilen suçlamalar nedeniyle kansız, kadife bir darbeyle iktidardan uzaklaştırıldılar. Ama her müdahaleden sonra İslamcılar daha güçlü geri döndü.
Atatürk devrimlerinden, mahalle baskısı tartışmalarına ve Alevilerin şikayetlerine dek birçok konuya değinen yazının sonunda, adı açıklanmayan üst düzey bir AKP yetkilisinin Erdoğan laiklere elini uzatmak için çaba harcamış olsaydı, bugünkü noktada olmayabilirdik sözlerine yer veriliyor. Economist Erdoğanın bu anlamda bir kaç şansı da kaçırdığını şöyle belirtiyor, Bu şansların ilki, AKP geçen sonbaharda, 1980de generallerin yazdığı anayasanın yerini alacak metni yazarken geldi. Erdoğan laik muhaliflerine danışma zahmetine girmedi. Üniversitelerde türbana izin veren yasa değişikliğini geçirirken de onları yok saydı. Erdoğanı eleştirenler büyük seçim zaferinin başını döndürdüğünü söylüyor. Bir AKP milletvekili Erdoğan hiçbir öğüt ve eleştiriyi kabul etmiyor. Bir tirana dönüştü diye fısıldıyor. Dönüşmüş olabilir. Ama bu partisinin kapatılmayı, kendisinin de siyasetten yasaklanmayı hak ettiği anlamına da gelmiyor
HAYRUNNİSA GÜL: BEN SAÇINIZ SARI DİYE SİZİ YARGILAMIYORUM Times gazetesi ise, Times2 ekinde Türkiyedeki türban tartışmalarını kapak konusu yaptı. Türkiyedeki laikleri temsil edenlerden, türban takanlara pek çok kesimin görüşlerinin yansıtıldığı yazıda, Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün eşi Hayrunnisa Gülle yapılmış bir röpörtaj da var. Gül, röpörtajı yapan Janice Turnera Ben sizi sarı saçlarınız var diye yargılamıyorum. Ben başımı örtüyorum, beynimi değil diyor. Gül, Türbanın, kadınları takmaya zorlayabileceğiniz bir şey olduğuna inanmıyorum. İranda öyle yaptılar. Ama Türkiye farklı bir toplum. Bazı ailelerde türban takanlar da, takmayanlar da var. Biz bu farklı tercihlere alışkınız şeklinde konuşuyor.
SON YILLARDA HIRSLI VE DİNDAR BİR SINIF ORTAYA ÇIKTI Makaleyi kaleme alan Turner ise, İslamın, türban takan kadınların şahsında, zorla değil, ama artan sayılarıyla siyasi iklimi değiştirdiği tespitinde bulunuyor. 30 yıl önce İstanbulda sadece hizmetçi kadınların ve kenti ziyaret eden köylülerin türban taktığını ifade eden yazar şöyle devam ediyor; Ama son yıllarda hırslı ve dindar bir orta sınıf yükselişe geçti ve şehirlere yayıldı. Siyasi alandaki sesleri olarak da AKP iktidara geldi ve kendilerine olan güvenleri arttı. Şimdi laikler Starbuckslarda, şık restoranlarda ve en iyi üniversitelerde yanlarında türbanlı kadınların oturduğunu görüyorlar. Artık sadece kentin kendilerine ait bölümlerinde kalmıyorlar.
Times, başyazılarından birini de Türkiyeye ayırmış. Türkiye için mücadele başlıklı yazıda, Demokrasiye tehdit olan kızgın generaller, türban değil deniyor. Yazıda Batılı hükümetler konuyu olduğu gibi, bir yargısal darbe girişimi olarak görmeli. Hukuki dayanakları yetersiz. Başarılı olursa, Türkiyenin zaten sorunlu olan Avrupa Birliğine giriş sürecini raydan çıkarabilir. Birçok AKP taraftarının da sandıklardan umudunu kesmesine yol açabilir. sözlerine yer veriliyor. Aralarında üst düzey generallerin de bulunduğu kişilerin bu ay toplu halde tutuklanmaları bazıları tarafından keyfi ve otoriter bulundu. Ancak bunun tehlikedeki bir demokrasinin kendisini savunması olarak algılanması daha iyi olur. denen yazıda Başbakan Erdoğana yönelik de bazı tavsiyeler dile getiriliyor. Times, Erdoğanın eğitimli şehirli kesimleri ve entellektüelleri de yanına alması gerektiği görüşünde ve Başbakanın kamudaki atamaları şeffaf ve liyakat prensibine dayanarak yapıp, eğitimli ve şehirli kesimleri de yanında tutması gerektiğini belirtiyor.
ALKOL TÜKETİMİ ÖLÇÜ OLSA, EN BÜYÜK DEMOKRASİ RUSYA OLURDU Amerikan Washington Post gazetesinde yer alan bir haber-yorumda ise, ABD, Müslüman ülkelerde demokrasiyi ilerletmekte ciddiyse Türkiyenin demokratik olarak seçilmiş hükümetine destek vermesi gerek ifadesine yer verildi ve ABD hükümetinin Türk demokrasisine yönelik bu saldırıda sessiz kaldığı savunuldu.
Aliza Marcus ile Andrew Apostolou imzası taşıyan yorumda, ABDnin bir zamanlar Türkiyeyi Müslüman dünyası için demokratik bir model olarak gösterdiği, ancak Amerikan yetkililerinin şimdi kamuoyu önünde bu adli oyunu kınamakta duraksadığı kaydedildi.
AK Partiye yönelik yasal saldırının temelinde, Türk toplumunu İslamlaştırmanın bulunduğu görüşünü dile getiren yazıda, Erdoğan gizlice, İslami bir devletin çerçevesini oluşturmaya çalışmakla suçlanıyor. Ancak bu iddialar gerçek değil, fantezi. AK Partinin üniversitelerde başörtüsü yasağını kaldırmasını, Türkiyede laikliğin tehlikeye girdiğinin kanıtı olarak görenler bulunuyor. Alkollü içeceklerdeki verginin AK Parti döneminde arttığı ve bunun sonucu alkol tüketiminin yüzde 2.5 düştüğü, kadının iş dünyasındaki sayısal oranının azaldığı, Türk gazetelerindeki reklamlarda kadınların etek boylarının uzatıldığı, her geçen gün daha fazla sayıda kadının başını kapattığı gibi iddialar dile getiriliyor. Fakat görünüş aldatıcıdır. Alkol tüketimi, özgürlüğün ölçüsü olsaydı Rusya dünyanın en büyük demokrasisi sayılırdı ifadelerine yer verildi.
Başını örten kadınlarının sayısının çok arttığı iddiasının, yanlış olduğu iddia edilen yorumda, Başını örtmeyen kadınların sayısının 1999da yüzde 27.3, 2006 yılında yüzde 36.5 denildi.
Bir partinin demokratikliğini test etmek için ölçünün, özgür ve adil seçimler yapmaktaki istekliliği olduğu belirtilen yorumda, Başbakan Erdoğanın bunu iki kez yaptı ve son seçimde yüzde 47 destek aldı. Türkiyede demokrasi testinde başarısız olan laikliktir. AK Parti demokratik kuralları kullanıyor ve ABD eğer Müslüman ülkelerde demokrasiyi ilerletmekte ciddiyse, Türkiyenin demokratik olarak seçilmiş hükümetine destek vermesi gerekir ifadesine yer verildi.
|