Türkçe Bilgi

Sık Kullanılanlar Listesine Ekle
Cuma 21-Kasım-2008 19:40:35
(Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Haberler arrow Dünya arrow Amerikan balayının sonu geldi mi?
Amerikan balayının sonu geldi mi?
Cuma, 29 Ağustos 2008

LONDRA - ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın Irak ve işgal altındaki Filistin topraklarını ziyareti, Amerikan dış politikasının Ortadoğu’da yaşadığı trajedinin derinliğini yansıtıyor. Washington’un, Irak’ta geçen beş yıl boyunca 700 milyar dolardan fazla yatırım yapmasına ve 4 binden fazla askerini kaybetmesine rağmen, hatırı sayılır stratejik veya maddi bir kazanç elde ettiği söylenemez.Arap-İsrail çekişmesinde, ne Rice’ın ne de başkan Bush’un ziyareti, bir milim ilerleme sağladı. Aksine, ABD yönetiminin barış girişimini desteklemesinden bu yana, sıfır noktasının altına gelindi.

ABD; Irak ve Afganistan’da, ‘teröre karşı savaş’ adı altında, kazanılması imkansız değilse de zor olan savaşlara girdi, bu savaşları gerekçelendirmek için El Kaide tehlikesini abartılı şekilde büyüttü ve zorba bir askeri güç kullandı.

TERÖRLE SAVAŞTAN YEDİ YIL SONRA EL KAİDE DAHA GÜÇLÜ
Condoleezza Rice ise, olay yeri etrafında dönüp dolaşan bir suçlu gibi hareket ediyor. Ortadoğu’daki dosyalardan hiçbirinde ilerleme kaydetmeksizin, bölgeye tekrarladığı ziyaretler, bu duruma açıklık getiriyor. Ne Irak’ta güvenlik ve istikrar sağladı, ne de vaat ettiği gibi demokrasinin yayılmasında başarılı oldu. Daha da önemlisi terörle savaştan yedi yıl sonra, El Kaide daha güçlü ve tehlikeli hale geldi.

El Kaide, Amerikan askeri müdahalesinden önceki halinin aksine, Afganistan’da sınır bölgelerinde, aşiretlere yakın noktalarda saflarını yeniden topladı, Taliban hareketiyle koalisyonunu güçlendirmekte, hareketi birleştirmekte başarılı oldu. Kayıplarını Irak Sünni üçgenindeki İslam devletiyle telafi etti, Irak’taki şubesini kaybetmeksizin, Kuzey Afrika ve Somali’de şubeler açtı.

ABD YENİ SÜPER GÜÇLERİN ÇIKTIĞINI GÖRMÜYOR
Teröre karşı savaşta zafer elde edememekten daha önemlisi, ABD’nin uluslararası sahada Çin ve Rusya gibi yeni süper güçlerin çıkışını görememesidir. Yeni süper güçler, Afrika, İran ve Ortadoğu’nun bazı bölgelerinde (Lübnan ve Suriye) kontrolü ellerine almaya başladılar.

Komünist sistemin çöküşüyle, yirmi yıldır tek süper güç olarak dünyanın çatısına bağdaş kuran ABD, dünyayı idare edebilir, yeniden düzenleyebilir, bütün gerginlik kaynaklarını ortadan kaldırabilir, sorunları uluslararası hukuka göre ve dünyayı daha güvenli ve istikrarlı kılacak şekilde çözebilirdi. Fakat o bunu yapmadı. Yasaları uygulayan polis gibi değil, çeteler gibi hareket etti. Tek kutupluluğunu ülkeleri bölmek için kullandı, savaşlara girdi, katliamlar işledi ve zayıflara karşı küstahlaştı.

Sekiz yıl boyunca başkan Bush, dünya sorunlarının anası olan Arap-İsrail sorununu çözebilirdi. İslamcı şiddeti, bu en önemli silahından soyutlayabilirdi. Fakat İsrail bakış açısına bağlı kalarak ve aç bırakılmış, abluka altındaki zayıfa karşı işgalci gücün yanında durarak, telafi edilmez altın fırsatı kaçırdı.

BUSH’UN EN BÜYÜK HATASI, ALÇALTICI ÜSLUBU
Başkan Bush yönetiminin işlediği en büyük hata, Müslümanlara ve özellikle de Ruslara karşı ‘alçaltıcı’ bir üslup izlemesidir. Gelecek yıllarda ABD’ye ve kendisiyle koalisyon içindeki kampa karşı bu iki petrol kutbu -Ruslar ve Müslümanlar- arasında bir koalisyon görürsek, sürpriz olmaz.

ABD, Irak ve Afganistan’ı işgal ederek, bu iki ülkede en iğrenç insan hakları ihlallerinin yanı sıra, çirkin katliamlar işledi ve Araplar ile Müslümanları alçalttı. Bu savaşların maliyeti, yine Amerikan uzmanlarının tespitlerine göre, 8 trilyon dolara, yani İkinci Dünya Savaşı’nın maliyetinin yaklaşık iki katına ulaşıyor. (Şimdiki değerlendirmelere göre İkinci Dünya Savaşı’nın maliyeti 5 trilyon dolar) Bu alçaltma, entrikacı, diktatör rejimleri desteklemek, işgali meşrulaştırmak, petrol zenginliklerini yağlamak ve İran’ı vurma hazırlığı gibi farklı şekillerde şu anda sürüyor. Zira İran, İsrail’i ve petrol kaynakları üzerindeki Amerikan hegemonyasını tehdit edebilecek nükleer programa sahip olma cüretinde bulundu.

ABD NATO VE AB KAPISINI RUSYA’YA KAPADI
ABD, aynı alçaltma yöntemlerini Rusya’ya karşı da tekrarladı ve Moskova’yla kışkırtıcı ve küstahça bir ilişki kurdu. Rusya’nın NATO veya AB üyeliğine karşı çıkarken, iki örgüt kapılarını bütün eski Komünist bloğu üyelerine açtı. Rusya’nın coğrafik ve stratejik sahasında bulunan Gürcistan ve Ukrayna’yı NATO üyeliğine almayı istedi ve füze sistemlerini Polonya ve Çekoslovakya’ya yerleştirerek daha da ileri gitti.

Hali hazırdaki ABD yönetiminin sorunu, tarihin derslerini almaması. Zira Almanya’nın Birinci Dünya Savaşı sonrası alçaltılması Nazilerin iktidara yükselmesine ve İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine yol açtı. Rusların ve Müslümanların izlediğimiz yöntemle alçaltılması da dünyayı daha tehlikeli kılacaktır.

Rusya’nın ABD güçlerini yenilgiye uğratmak ve ABD’yi kendi yöntemiyle Afganistan’dan çıkarmak için, Taliban ve El Kaide’yi Afganistan’da desteklediğini görürsek pek sürpriz olmaz. ABD de, Sovyet güçlerini Kabil’den çıkarmak için, iki örgütü, İslam ülkeleri Suudi Arabistan ve Pakistan’ın desteğiyle kullanmıştı.

ABD BÜTÜN SAVAŞLARINI KAYBEDİYOR
Hali hazırdaki ABD yönetimi ve Avrupa’daki müttefiklerinin yaptığı kadar, hiçbir yönetim dünyayı tahrip etmemiş, kaosa, istikrarsızlığa ve kana boğmamıştı. Hiçbir yönetim, bu yönetimin çıkardığı Irak, Afganistan ve Pakistan gibi başarısız ülkeler çıkarmadı. Bu yıkıcı politikaların sonuçlarının, yapılandırıldığı ülkelerin sınırlarında durmaması ve bütün dünyayı kapsaması bir musibet. Dünya ekonomisi sarsılıyor ve enflasyon korkunç bir yükselişte. Yakıt ve gıda fiyatları korkunç şekilde artıyor.

ABD hali hazırdaki bütün savaşlarını kaybediyor ve gelecekte de hiçbir savaşı kazanamayacak. Çünkü Avrupa’daki en yakın müttefikleri de dahil dünyanın güvenini kaybetti. NATO’nun Gürcistan’daki krize yönelik kafa karışıklığı, bu husustaki örneklerden biri. Uluslararası hukukun çiğnendiği ve küçük ülke Gürcistan’daki rejimi değiştirme girişimine dair konuşmalar komikleşti. Moskova’nın Dünya Ticaret Örgütü veya G-8 ülkeleri oluşumundaki üyeliğinin dondurulması tehditleri boş şeyler olup, hiç kimseyi korkutmadı.

Amerikan hegemonyası, Irak ve Afganistan’da başarısız ve ahlak dışı savaşlar bataklığına yuvarlandı. Bu durum bizlere Sovyetler Birliği’nin güçlerini, Afganistan’dan yenilerek çekilmeden önceki halini hatırlatıyor. Bu yenilgi Sovyetlerin çöküşünü tarihe kaydetmişti.

Londra’da Arapça yayımlanan El Kuds El Arabi gazetesi, Genel yayın yönetmeni, 25 Ağustos 2008, Arapçadan çeviri:
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz

busy

 
< Önceki   Sonraki >