LONDRA - ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Riceın Irak ve işgal altındaki Filistin topraklarını ziyareti, Amerikan dış politikasının Ortadoğuda yaşadığı trajedinin derinliğini yansıtıyor. Washingtonun, Irakta geçen beş yıl boyunca 700 milyar dolardan fazla yatırım yapmasına ve 4 binden fazla askerini kaybetmesine rağmen, hatırı sayılır stratejik veya maddi bir kazanç elde ettiği söylenemez.Arap-İsrail çekişmesinde, ne Riceın ne de başkan Bushun ziyareti, bir milim ilerleme sağladı. Aksine, ABD yönetiminin barış girişimini desteklemesinden bu yana, sıfır noktasının altına gelindi.
ABD; Irak ve Afganistanda, teröre karşı savaş adı altında, kazanılması imkansız değilse de zor olan savaşlara girdi, bu savaşları gerekçelendirmek için El Kaide tehlikesini abartılı şekilde büyüttü ve zorba bir askeri güç kullandı.
TERÖRLE SAVAŞTAN YEDİ YIL SONRA EL KAİDE DAHA GÜÇLÜ Condoleezza Rice ise, olay yeri etrafında dönüp dolaşan bir suçlu gibi hareket ediyor. Ortadoğudaki dosyalardan hiçbirinde ilerleme kaydetmeksizin, bölgeye tekrarladığı ziyaretler, bu duruma açıklık getiriyor. Ne Irakta güvenlik ve istikrar sağladı, ne de vaat ettiği gibi demokrasinin yayılmasında başarılı oldu. Daha da önemlisi terörle savaştan yedi yıl sonra, El Kaide daha güçlü ve tehlikeli hale geldi.
El Kaide, Amerikan askeri müdahalesinden önceki halinin aksine, Afganistanda sınır bölgelerinde, aşiretlere yakın noktalarda saflarını yeniden topladı, Taliban hareketiyle koalisyonunu güçlendirmekte, hareketi birleştirmekte başarılı oldu. Kayıplarını Irak Sünni üçgenindeki İslam devletiyle telafi etti, Iraktaki şubesini kaybetmeksizin, Kuzey Afrika ve Somalide şubeler açtı.
ABD YENİ SÜPER GÜÇLERİN ÇIKTIĞINI GÖRMÜYOR Teröre karşı savaşta zafer elde edememekten daha önemlisi, ABDnin uluslararası sahada Çin ve Rusya gibi yeni süper güçlerin çıkışını görememesidir. Yeni süper güçler, Afrika, İran ve Ortadoğunun bazı bölgelerinde (Lübnan ve Suriye) kontrolü ellerine almaya başladılar.
Komünist sistemin çöküşüyle, yirmi yıldır tek süper güç olarak dünyanın çatısına bağdaş kuran ABD, dünyayı idare edebilir, yeniden düzenleyebilir, bütün gerginlik kaynaklarını ortadan kaldırabilir, sorunları uluslararası hukuka göre ve dünyayı daha güvenli ve istikrarlı kılacak şekilde çözebilirdi. Fakat o bunu yapmadı. Yasaları uygulayan polis gibi değil, çeteler gibi hareket etti. Tek kutupluluğunu ülkeleri bölmek için kullandı, savaşlara girdi, katliamlar işledi ve zayıflara karşı küstahlaştı.
Sekiz yıl boyunca başkan Bush, dünya sorunlarının anası olan Arap-İsrail sorununu çözebilirdi. İslamcı şiddeti, bu en önemli silahından soyutlayabilirdi. Fakat İsrail bakış açısına bağlı kalarak ve aç bırakılmış, abluka altındaki zayıfa karşı işgalci gücün yanında durarak, telafi edilmez altın fırsatı kaçırdı.
BUSHUN EN BÜYÜK HATASI, ALÇALTICI ÜSLUBU Başkan Bush yönetiminin işlediği en büyük hata, Müslümanlara ve özellikle de Ruslara karşı alçaltıcı bir üslup izlemesidir. Gelecek yıllarda ABDye ve kendisiyle koalisyon içindeki kampa karşı bu iki petrol kutbu -Ruslar ve Müslümanlar- arasında bir koalisyon görürsek, sürpriz olmaz.
ABD, Irak ve Afganistanı işgal ederek, bu iki ülkede en iğrenç insan hakları ihlallerinin yanı sıra, çirkin katliamlar işledi ve Araplar ile Müslümanları alçalttı. Bu savaşların maliyeti, yine Amerikan uzmanlarının tespitlerine göre, 8 trilyon dolara, yani İkinci Dünya Savaşının maliyetinin yaklaşık iki katına ulaşıyor. (Şimdiki değerlendirmelere göre İkinci Dünya Savaşının maliyeti 5 trilyon dolar) Bu alçaltma, entrikacı, diktatör rejimleri desteklemek, işgali meşrulaştırmak, petrol zenginliklerini yağlamak ve İranı vurma hazırlığı gibi farklı şekillerde şu anda sürüyor. Zira İran, İsraili ve petrol kaynakları üzerindeki Amerikan hegemonyasını tehdit edebilecek nükleer programa sahip olma cüretinde bulundu.
ABD NATO VE AB KAPISINI RUSYAYA KAPADI ABD, aynı alçaltma yöntemlerini Rusyaya karşı da tekrarladı ve Moskovayla kışkırtıcı ve küstahça bir ilişki kurdu. Rusyanın NATO veya AB üyeliğine karşı çıkarken, iki örgüt kapılarını bütün eski Komünist bloğu üyelerine açtı. Rusyanın coğrafik ve stratejik sahasında bulunan Gürcistan ve Ukraynayı NATO üyeliğine almayı istedi ve füze sistemlerini Polonya ve Çekoslovakyaya yerleştirerek daha da ileri gitti.
Hali hazırdaki ABD yönetiminin sorunu, tarihin derslerini almaması. Zira Almanyanın Birinci Dünya Savaşı sonrası alçaltılması Nazilerin iktidara yükselmesine ve İkinci Dünya Savaşının patlak vermesine yol açtı. Rusların ve Müslümanların izlediğimiz yöntemle alçaltılması da dünyayı daha tehlikeli kılacaktır.
Rusyanın ABD güçlerini yenilgiye uğratmak ve ABDyi kendi yöntemiyle Afganistandan çıkarmak için, Taliban ve El Kaideyi Afganistanda desteklediğini görürsek pek sürpriz olmaz. ABD de, Sovyet güçlerini Kabilden çıkarmak için, iki örgütü, İslam ülkeleri Suudi Arabistan ve Pakistanın desteğiyle kullanmıştı.
ABD BÜTÜN SAVAŞLARINI KAYBEDİYOR Hali hazırdaki ABD yönetimi ve Avrupadaki müttefiklerinin yaptığı kadar, hiçbir yönetim dünyayı tahrip etmemiş, kaosa, istikrarsızlığa ve kana boğmamıştı. Hiçbir yönetim, bu yönetimin çıkardığı Irak, Afganistan ve Pakistan gibi başarısız ülkeler çıkarmadı. Bu yıkıcı politikaların sonuçlarının, yapılandırıldığı ülkelerin sınırlarında durmaması ve bütün dünyayı kapsaması bir musibet. Dünya ekonomisi sarsılıyor ve enflasyon korkunç bir yükselişte. Yakıt ve gıda fiyatları korkunç şekilde artıyor.
ABD hali hazırdaki bütün savaşlarını kaybediyor ve gelecekte de hiçbir savaşı kazanamayacak. Çünkü Avrupadaki en yakın müttefikleri de dahil dünyanın güvenini kaybetti. NATOnun Gürcistandaki krize yönelik kafa karışıklığı, bu husustaki örneklerden biri. Uluslararası hukukun çiğnendiği ve küçük ülke Gürcistandaki rejimi değiştirme girişimine dair konuşmalar komikleşti. Moskovanın Dünya Ticaret Örgütü veya G-8 ülkeleri oluşumundaki üyeliğinin dondurulması tehditleri boş şeyler olup, hiç kimseyi korkutmadı.
Amerikan hegemonyası, Irak ve Afganistanda başarısız ve ahlak dışı savaşlar bataklığına yuvarlandı. Bu durum bizlere Sovyetler Birliğinin güçlerini, Afganistandan yenilerek çekilmeden önceki halini hatırlatıyor. Bu yenilgi Sovyetlerin çöküşünü tarihe kaydetmişti. Londrada Arapça yayımlanan El Kuds El Arabi gazetesi, Genel yayın yönetmeni, 25 Ağustos 2008, Arapçadan çeviri:
|