Kendine zarar vermek nedir? Kendine zarar vermek, zor hislerle baş etmekte kullanılan bir yoldur. Bazı kişiler yoğun hislerini kendilerine farklı biçimlerde zarar vererek yaşarlar. Zarar verme biçimleri değişse de, en sık kullanılan yöntemler şunlardır: *Kendini kesmek veya yakmak *Vücudunun herhangi bir yerini morartmak *Yüksek dozda ilaç almak ...
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’le geçen ay bir yemek yedik.Partisinin ateşkes sürecine katkısını, beklentilerini aktardı.O gece masada konuşulanları kendime sakladım, yazmadım.Ama Ahmet Türk’ün bir cümlesi, o günden bu yana kafama takıldı kaldı:- PKK’yı bölgedeki mayınların haritasını vermeye iknaya çalışırız. Bölgedeki...
Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, ama ihtiyaç sahiplerinin muhtaç olduğu tek varlık, şanı yüce olan Allah`tır. Karşılık beklemeden yardım yapmak sadece ve sadece Allah`a mahsustur. Bu sebeple insanlar yardımlaşırken bir karşılığı gözetirler. Bir şey verirken almaya gereklilik duyarlar. Öyleyse siz başkasına yardımcı olunuz ki,...
Bir kimseye sınırsız, istediği gibi davranma yetkisi tanımak.
1. Geliri, giderini karşılamamak."Maaşımız yetmeyecek bu ay, galiba açıkvereceğiz."2. Ortaya çıkmaması gereken şeyi farkında olmadan belli etmek."Dikkat et de düşmanlarına açık verme."
1. Birinin adını bildirmek. 2. Biri tarafından salık verildiğini gönderildiği kimseye söylemek. "Benim adımı ver ki işlerin çabuk görülsün."
Sert söz ve davranışlarla karşılık vererek bir kimseyi yaptığına pişman etmek."Demek öyle, ben de senin ağzının payını vermezsem bana da Hasan demesinler!"
Çok şaşılacak bir şey olmak."Bir görmeliydin o olayı, akıllara durgunluk verecek bir olaydı."
Herhangi bir konuda yol gösterip tavsiyede bulunmak, bilgi vermek."Sana akıl verecek bir adam da mı bulamadın?"
Birbirini korumak, kollamak, için birleşmek; dayanışmak, yardımcı olmak."Arka arkaya verirsek karşımızda hiçbir güç duramaz."
Bir kimsenin himayesinden güç almak."Arkasını kaymakama vermiş pervasızca konuşuyor, yolu burdan geçireceğim diyor."
Uygunsuz iş yapmak; birbirini tamamlayan, birbirine uyan unsurları ters kullanmak; kişilere işlerine yaramayan şeyi, ilgili olmadıkları görevi vermek."Ata et, ite ot verilen bir ülkede dirlik düzenlik mi olurmuş?"
1. Bir yeri bilerek yakıp yok etmek. 2. Aşırı ölçüde telâşlandırmak. 3. Bir toplumu, bir ülkeyi kargaşalık içine sürükleyerek yıkıma uğratmak."Dış güçler yerli işbirlikçilerle anlaşarak ülkeyi ateşe verdiler."
Kendisi başkasının yardımı ile geçinirken, gösteriş için elindekini başkalarına yardım amacıyla dağıtmak.
Birbirinin düşüncesinden yararlanmak üzere birkaç kişi toplanıp bir konuyu görüşmek, bir konuda dertleşmek."Bu sorunu ancak baş başa vermekle çözebiliriz."
Bir ideal uğrunda kendini feda etmek, canını vermek."Yiğitler başını vermesiydi bu ülke düşmanlardan kurtulur muydu?"
1. İnandığı bir şey uğrunda ölmek, canını vermek. 2. Belirmek, kimi bitkilerin başak tutmaya başlaması."Ektiğimiz buğdaylar baş vermeye başladı."
(Dik şeylerin) dışarıya doğru, (yatay şeylerin de) aşağıya doğru kamburlaşmak."Yeni ördüğümüz duvar bel verdi."
İşine son vermek, kovmak, başından defetmek."Hiç sebepsiz yere bohçasını koltuğuna verip fabrikadan uzaklaştırdılar onu."
Önem vermemek, aldırmamak, ilgisiz davranmak."Boş ver, bu hayat böyle gelmiş, böyle gider."
Sonuçlar 1 - 20 toplam 67