aydınlığı kelimesi ile etiketlenmiş yazılar
Hem kısaydı Ayasofya tekbir seslerine,Dardı hem.Hava bir yeşille bismillâh gibiydi,Gökyüzü bir bahardı hem.İhtiyar yeniçerim öpmüştü İstanbul toprağını,Duymuştu lezzetini yeryüzünün.Nesilleri mesteden bir aşk ki ardında,Bir cihan vardı hem.Uyumuştu yeditepe hudutsuz,Kaderin parıltısındaKaderin parıltısından,Uyanmış kadardı...
Sen ey sevdalı güzelGülüver n'olur bir kez olsunYüzünün aydınlığı denktir gün kavuşumunaGelecek seninle kırlara koşuyorGeçmiş türküye dönüşürken ansızın damarlarındaNasıl da korkusuz zamanOluşturuyor acıyı hüzünle el eleGülüver n'olur bir kez olsunKi yaşam sensiz olmazSürekli...
27 Aralık 1982 gecesi.Şan Sineması'nda düzenlenen Rıfat Ilgaz 70 Yaşında etkinliğini ben sunuyorum. Yalnız salon değil, merdivenler, yollar dolu.İlhan Selçuk, sahneye çıkıyor. Salon karanlık, spotlar onu aydınlatıyor sadece.Ziverbey Köşkü'nde ağırlandığı günleri hatırlatıyor sahne ışıkları kendisine.Salona dönüyor, "Salon karanlık, ben aydınlıkta, siz karanlıkta, sorgulama günlerini anımsadım"...
İSTANBUL-Ankara yolunda, Bolu'ya yaklaşırken tünelden çıktığınızda, 30-40 kilometre ileride, tabelasında, "Cafer Usta" yazan ahşap bir lokanta var. İçeri girdiğinizde, duvara asılı yaklaşık bir metrelik bir levha gözünüze çarpıyor:"FİŞİNİ ALMAZSAN AYDINLIĞI GÖREMEZSİN. LÜTFEN FİŞİNİZİ ALINIZ"Lokantanın işletmecisi Bayram Gül'e soruyorum; - Niye böyle büyük bir levha asmak ihtiyacını...
<< Başa Dön < Önceki 1 Sonraki > Sona Git >>
Sonuçlar 1 - 4 toplam 4