Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Etiket
Çarşamba 07-Ocak-2009 19:17:03

çıkarmak kelimesi ile etiketlenmiş yazılar


Kırmızı şarap lekesini çıkarmak için

Açık renk masa örtünüze kırmızı şarap döküldüğünde hemen yıkamanızı öneriyoruz. Eğer örtü, "nazik" bir kumaştansa, önce beyaz sirke kattığınız suda bir süre bekletip, soğuk suyla yıkayın.

Mana çıkarmak

"HIMMM..."Bakın çok önemlidir bu "Hımmm..."Bir başlangıçtır.Mana çıkarma faslının başlangıcı. Her durumdan mana çıkaranların memleketidir bu topraklar. Çıkarılan manalar gerçeklerle örtüşür mü?.. Onun takibi yapılmaz pek. O sırada başka durumlardan başka manalar çıkartılmaktadır zira. Bu mana...

Acısını çıkarmak

1. Acılığını yok etmek."Yağda kavurarak acısını aldı."2. Önceden uğradığı maddî ve manevî zararı sonradan gidermek. 3. Öç almak."Bir gün bana yaptıklarının acısını senden çıkaracağım."

Ahkâm çıkarmak

Kendi düşüncelerine dayanarak birtakım yargılara varmak."Devletler ancak kuvvetli ordu ile ayakta dururlar diye ahkâm çıkardı."

Askıya çıkarmak

Evlenecek kimselerin nikâhtan önceki durumlarını gösterir belgelerin, belirli bir süre için ilgili dairede görünür bir yere asılması, ilân edilmesi.

Baklayı ağzından çıkarmak

Sabrı tükenip o zamana kadar sakladığı şeyleri söylemek."Yeter artık, çıkar ağzından şu baklayı!"

Başa çıkarmak

1. Bir işi bitirmek, sona erdirmek, başarmak. 2. Bir kişiye aşırı ölçüde ilgi gösterip çok şımartmak."Ona biraz daha yüz verirsen başına çıkacak, söylediğini yapmayacak."

Çıngar çıkarmak

Gürültü patırtı, karışıklık ve kavga çıkarmak."Çıngar çıkarmadan oturtun şu kadını."

Çile çıkarmak

1. Sıkıntılı bir işin veya durumun sona ermesini beklemek. 2. Tasavvufta bir müridin belli bir eğitim safhasından geçmesi."Çile çıkarmayan mürit olgunlaşamaz."

Ekmeğini taştan çıkarmak

En zor işleri bile yapıp geçimini sağlayacak beceriklikte olmak, her türlü işi yapmak."Ekmeğini taştan çıkaran insanların arasına katılmakta gecikmedi."

Göklere çıkarmak

Aşırı ölçüde övmek."Adamı bu basit iş için göklere çıkartıp şımarttıkça şımarttılar."

Gönülden çıkarmak

Anmaz ve sevmez olmak."Onu gönlünden çıkarmışsın anlaşılan."

Gözden çıkarmak

Bir malın elinden çıkmasına katlanmak, bir şeyden vazgeçmek ve yokluğuna razı olmak."Evi ister istemez gözden çıkardılar."

Gözünü çıkarmak

Zarara uğratmak, bir işi kötü biçimde yapmak, iyi yerine kötüyü seçmek."Öyle bir taş attı ki az kalsın kuzunun gözünü çıkaracaktı."

Icığını cıcığını çıkarmak

1. Her yanını ellemek, didiklemek. 2. Bir meseleyi en ince ayrıntılarına kadar soruşturmak, incelemek."İyice ıcığını cıcığını çıkardınız meselenin."

Iskartaya çıkarmak

İşi yaramaz, değersiz bularak bir yana atmak."Beni hiç kimse ıskartaya çıkaramaz."

Kaşıkla yedirip, sapıyla göz çıkarmak

Bir iyilik yaptıktan sonra, bu iyiliği hiçe indirecek bir kötülük yapmak. Kaşla göz arasında: Çok çabuk, kimsenin sezmesine fırsat vermeyecek kadar az bir zaman içinde."Kaşla göz arasında kapıverdi mendili." Kaşlarını çatmak: Kızgın, öfkeli ve sinirli olduğunu kaşlarını birbirine ...

Maraza çıkarmak

Anlaşmazlığa yol açacak işler yapmak, kavgaya yol açmak. Martaval atmak: İnanılmayacak şeyler uydurmak, yalan söylemek."Amma da martaval atıyordu adam." Mart içeri pire dışarı: Birbirinden hoşlanmayan iki kişiden biri gelince ötekinin dışarı çıkışını anlatmak için kullanılır. Masal okumak:...

Paçavrasını çıkarmak

Çok hırpalamak, sağlam yerini koymamak, işe yaramaz bir duruma getirmek."Beş kişiydiler, adamın paçavrasını çıkardılar."

Posasını çıkarmak

1. Birini çok dövmek. 2. Bir kişi veya şeyi sonuna kadar sömürmek."Ülkenin posasını çıkardılar, biz hâlâ seyrediyoruz." Posta koymak: Birini korkutmak, gözdağı vermek, tehdit etmek."Bana posta koyacak adam daha anasından doğmadı." Postayı kesmek: İlişkiyi kesmek, gidip gelişi sona...

En Son Eklenen Yazılar | Popüler Yazılar | | Gizlilik Politikası | | Sorumluluk Reddi | Arama | Reklam