|
İş Görüşmesinde Yapılan Hatalar
|
|
Pazar, 23 Mart 2008 |
Sayfa 1 toplam 5 Herkes yetişkinlik döneminin daha başlarından itibaren, hatta bazılarımız daha küçük yaşlardan itibaren iş hayatına bir şekilde girmiş bulunmaktayız. Çünkü herhangi bir işte çalışmak, hayatımızı idame ettirmemiz için bir iş sahibi olmamız, çalışmamız gereklidir. Eğer bir işte çalışmıyorsanız veya henüz işsiz iseniz elbette ki bunun pek çok olumsuz etkilerini de yaşıyorsunuzdur. Örneğin işsiz kalmanın verdiği stres bozukluğu, çevrenize karşı küçük düşme hissiyatı, işe yaramazlık sendromu, hayata küsme, umutsuzluk, çaresizlik hissi vb. daha birçok olumsuz etken sizi yer bitirir. Bütün bunlarla birlikte iş arayan adaylar ve görüşmeyi yapan insan kaynakları çalışanları arasında sıcak ve samimi bir sinerjinin kurulduğu söylenemez. Şimdi size bu yanlışlardan bahsetmeye çalışacağım. Bu yanlışları ortaya koyarken iki taraflı anlatmaya çalışacağım. Bunlardan birincisi iş arayanların yaptıkları yanlışlar ve karşılaştıkları güçlükler. İkincisi ise görüşmeyi yapan insan kaynakları çalışanlarının yapmış oldukları belirgin yanlışlıklar şeklinde sıralanacak.
1- İş Arayan Adayın Karşılaştığı Güçlükler ve İş Arama Sürecindeki Hatalar: İlk iş görüşmenizi hatırlıyor musunuz ? Nasıl hazırlanmıştınız ? Neler konuşmuştunuz ? Nasıl giyinmiştiniz ? Görüşme sırasında nasıl tepkiler vermiştiniz ? Şimdi bütün bunları kısacık ta olsa gözünüzün önüne getirmenizi istiyorum. Sonrada ilk işe alındığınız görüşmeyi aklınıza getirin. Ve şimdi de her ikisini karşılaştırın. Ne gibi farklar olduğunu belirleyin. Şimdi kendi zihninizde yaptığınız bu küçük yolculuktan sonra yazdıklarımı düşünmenizi istiyorum ve burada yazılanlarla, sizin kendi davranış stilinizi karşılaştırmanızı isteyeceğim. İşte başlıyoruz.
İlk iş görüşmemi hatırlıyorum da hayatımın en heyecan verici ikili diyaloğuydu sanki. Karşımdaki soruyor, ben cevaplıyorum. O soruyor ben yutkunuyorum. O soruyor, ben düşünüyorum. O soruyor, benim sesim titriyor. O güne kadar bir iş görüşmesine katılmadığım için bütün bunlar bana garip gelmişti. Daha üniversite yıllarında yeni yetme bir delikanlı iken, kendime ne de güveniyordum oysa. Bütün ciddiyetimle ve gülümsememle ne kadar zor olabilir ki diye düşünüyordum. Ama kazın ayağı öyle olmuyormuş. Gerçekten görüşme sırasında öyle zor cevaplanıyormuş ki sorulan sorular, ne kadar yutkunduğumu hatırlamıyorum. Kalbimin hızlı hızlı çarpması da cabası. Ayaklarımın adeta titremesi ve vücudumun bu titremeyle yerinde duramaması ve sürekli aldığım derin nefesler de bütün bunların cabası. Acaba beni bu kadar heyecanlandıran neydi. O yıllarda 19 yaşında olmam bunda etkilimiydi ? Yoksa başka faktörlerde bulunmakta mıydı ? Yıllar sonra psikolojik danışmanlıkta okumam ve bu alandaki tecrübelerim ile insan kaynakları alanındaki deneyimlerimi ortaya koyduğumda o günü o kadar iyi analiz ediyorum ki. Tahmin ediyorum benim göürüşme esnasında yaşadıklarımın aynısını veya biraz daha farklı olanlarını sizler de yaşıyorsunuzdur. Bunlar neler mi olabilir ? Hadi birlikte inceleyelim.
|
|
Son Yenileme ( Pazar, 23 Mart 2008 )
|