Türkçe Bilgi

(Sözlük 648.124 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Çarşamba 09-Temmuz-2008 10:51:11
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Çeşitli arrow İlişkiler arrow Türk insanı yeni güne mutlu başlıyor
Türk insanı yeni güne mutlu başlıyor
Çarşamba, 20 Eylül 2006



Visa’nın yaptığı tüketici araştırmasına göre, Türk insanı her yeni güne mutlu başlıyor, canı ne çekerse yiyor ama kendini pek ödüllendirmiyor.

Visa Avrupa tarafından Türkiye’de yapılan “Her Günün Keyfini Yaşa” Yaşam Tarzı Araştırması’nın sonuçları basınla paylaşıldı: Her yeni günle birlikte çoğumuz mutluyuz ve en fazla sevdiklerimizle vakit geçirmekten keyif alıyoruz; ama kendimizi pek sık ödüllendirmiyoruz. Hediyede fiyat ve markayı önemsemiyoruz, canımız bir şey çektiğinde genellikle teslim oluyoruz, yerel tatlara bağlılığımızı koruyoruz.

Visa Avrupa tarafından Türkiye’de gerçekleştirilen “Her Günün Keyfini Yaşa” Yaşam Tarzı Araştırması’nın sonuçları, düzenlenen bir toplantıyla, Visa Türkiye Genel Müdürü Berna Ülman, Genel Müd. Yard. Aslı Alatan ve Psikolog Emre Konuk tarafından basına sunuldu.

Türkiye’nin 7 bölgesinden, 7 ilde, 18 yaşın üstünde toplam 1000 kişi ile yüz yüze görüşerek gerçekleştirilen araştırma, “mutluluk”, “gündelik yaşamda en çok keyif verenler”, “armağan”, “duygusal hayat”, “damak zevki” gibi temaları kapsıyor.

“En mutlu” İzmir
Araştırma sonuçlarına göre, “her yeni günle birlikte kendini mutlu hissettiğini” belirtenlerin oranı % 62. Mutlu olduğunu belirtenler İzmir’de % 72’ye ulaşırken, Adana’da % 48’de kalıyor. Kendini mutlu hissedenler arasındaki yaş ortalamasında mutlu olduğunu belirten 50 yaş üzeri kısım % 72’lik oranla dikkati çekiyor. 25-29 yaş üzeri bölüm ise % 57 ile gençlerden oluşuyor.

Psikolog Emre Konuk’un verdiği bilgiye göre Japonya ile mutluluk düzeyimiz aynı.

Keyif en fazla “sevilenlerle vakit geçirmek” ten alınıyor
“Gündelik yaşamda en çok keyif veren” şeyler arasında ise “eş, sevgili, arkadaş ya da aile ile vakit geçirmek” yanıtının açık farkla ilk sırada aldığı ( % 69) görülüyor. Keyif verdiği belirtilen şeyler arasında “sevilen müziği dinleme”nin “TV’de sevilen programı izleme”nin az farkla da olsa üstünde yer alması ise dikkat çekiyor.

Sadece 4 kişiden biri kendini “sık” ödüllendiriyor
Araştırma, Türkiye’nin genelinde “kendimizi ödüllendirme” konusunda pek cömert olmadığımızı ortaya koyuyor. En büyük grubu “ılımlılar” (kendini en az 15 günde bir, en fazla haftada bir ödüllendirdiğini belirtenler) oluştururken ( % 38), “seyrek” ödüllendirenlerin (en fazla ayda bir kez) hemen hemen aynı oranda olduğu (%37) görülüyor. Kendini “sık” ödüllendirdiğini (en az haftada iki kez) belirtenlerin oranı ise % 25’de kalıyor. “En mutlu” kent İzmir, aynı zamanda kendini sık ödüllendirenlerin en fazla olduğu (%32) kent.

“Hediyede fiyat, marka önemli değil ; önemli olan düşünmek”
Hediye değer kriterleri açısından ise Türkiye genelinde “fiyat” ve “marka”ya fazla önem verilmiyor. “Hediyenin fiyatının önemli olduğu”na katılanların oranı % 13’de kalırken, hediyenin “bilinen marka olmasının önemli olduğu”na katılanların oranı da % 22 ‘de kalıyor. Bu sonuçlara paralel olarak, % 78’lik bir kesim “özel olması için pahalı olması gerekmez” , “pahalı yerine küçük jesti tercih ederim” diyor.

Canımızın çektikleri: 3 yerel tat ilk 10’da
“En çok canımızın çektikleri”nde ise açık farkla dondurma ve çikolatanın vurgulandığı görülüyor. “Canımızın çektikleri”nde bir dizi hazır ya da hazırlanması kolay şeyin arasına dolma ( % 36 ile 5. sırada) ve mantının ( % 33 ile 8. sırada) girmiş olması dikkat çekiyor. Bir diğer yerel tat, döner ise % 31 ile 9. sırada yer alıyor.

Öte yandan, “canımızın en çok çektiği” 10 şeyin 6’sının aynı zamanda “yedikten 1 saat kadar sonra kötü hissettirdiği” görülüyor.

Canımız bir şey çekince genellikle teslim oluyoruz!
Araştırma, canımız bir şey çektiğinde genellikle teslim olduğumuzu ortaya koyuyor. “Canınız bir şey istediğinde ne yaparsınız?” sorusuna verilen yanıtlarda, “canımın çektiği şey elimin altındaysa hemen teslim olurum” (% 50) diyenler en büyük grubu oluşturuyor. Bu grubu “hemen teslim olup canımın istediğini yerim” (% 43) diyenler izliyor. “Canımın ne kadar çok o yiyeceği çektiğini yakınımda kim varsa ona sızlanarak söylerim” diyenler ( % 13) ve “isteği bastırmak için bir sigara içerim” diyenler ( % 13) daha küçük gruplar oluşturuyorlar.

SONUÇLARIN ANALİZİ
araştırma sonuçlarının analizine yorumlarıyla katkıda bulunan Psikolog Emre Konuk ise, “mutlu-mutsuz” “evli-bekar-dul” , “aldığı keyflerden suçluluk duyanlar ve duymayanlar” gibi gruplar açısından çeşitli değerlendirmeler yaptı.

Buna göre dedikoduyu en çok kadınlar seviyor ve yapıyor. Konuk’un değerlendirmesine göre kadınların dedikodu yapma nedeni sosyal statülerini geliştirmek. Kimlik oluşumunda erkekler, mesleklerini kriter olarak alıyorlar. Kadınlarda ise aile kimliğini oluşturmak birinci sırada yer alıyor.

Yapılan araştırmada ‘mutsuz insanlar’ ile ‘mutlu insanlara’ da sorular yöneltildi. Mutsuz insanların patronlarıyla ilgili fantazi kurdukları, flört etmemesi gereken kişiyle flört ettikleri, ünlü birine aşık olarak fantazi kurdukları tespit edildi. Mutlu insanlar ev işi ve temizlik yapmaktan keyif duyarken, mutsuzlar burnunu karıştırmaktan, sivilce sıkmaktan, toplum içinde yellenmekten, porno film izlemekten keyif alıyor ve iş arkadaşına aşık oluyor. Mutsuz insanlar tüm bunlardan keyif almasına karşın suçluluk da duyuyor.

Türkiyede evli olan insanlar da “mutlu insan” kategorisinde. Fakat “mutsuz insan” kategorisindeki boşanmış insanlar kendilerini daha çok ödüllendiriyor.


 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin