16-03-2010 01:51:01
- -

TurkceBilgi.Net Blog Hizmeti

Kullanıcılarımız için blog hizmeti
Kategori >> Seyahat

sevmediğim üç reklam

Yazar:: birkursunkalem Kategori: Seyahat

Etiketler: Etiketlenmemiş 

birkursunkalem

Karadeniz’e hiç gittiniz mi? Geçenlerde çığ felaketi nedeniyle adını televizyonda duyduğunuz Ovit dağının keçiyolunu, birkaç yıl önce benden çok daha sıradışı bir grup maceraperest ile çiğnemiş olduğumdan, bu güzel coğrafya ve güzel insanları hakkında az da olsa fikir sahibiyim. Orta Anadolu’nun uçsuz bucaksız düzlüklerinde mağrur buğdayların dolgun başlarını rüzgarda dalgalandırışını, ya da bereket savuran patozları, değirmenleri defalarca otobüs camından izlemiş biri için, Karadeniz’de, insanın ekmeği neden yaptığını ve karnını neyle doyurduğunu anlamak çok güçtür. Çünkü orada yamaç, yamaç ve yine yamaç var. Bizim, evimizin önünde keyif olsun diye ektiğimiz kadar bir yerde o insanlar ellerinden geldiğince çok mısırı dip dibe yetiştirmeye çalışırlar ki ekmekleri olsun. En temel ticari ürünlerinden biri çaydır. Bizim ayak bassak aşağı yuvarlanırız sandığımız yamaçlarda kadınlar çay toplarlar bazen kendilerini bellerinden yukarıda bir yere bağlayıp, düşmekten korunmaya çalışarak üstelik. İlk Karadeniz gezimizde rehberimiz yöre insanın özel çay şirketlerinden yana dertli olduğunu, çünkü paralarını alamadıklarını ya da para yerine ancak işlenmiş çay alabildiklerini söylemişti. Alt komşumuzun her yaz sonu, bize paket paket çay getirdiğine bakılırsa, şimdi de durum daha iyi değil sanırım. Allahtan ki çay bu milletin en sevdiği içecek.

Birazdan okuyacaklarınızı neden yazdığım anlaşılabilsin diye yazıyorum. Bugünkü yazımın konusu aslında sevmediğim üç reklam. Firma ismi yazmanın uygun olup olmadığını bilmiyorum o yüzden de yazmayacağım ama ortalama bir televizyon izleyicisi iseniz, en azından ikisini mutlaka görmüşsünüzdür. İlki şu: Çok popüler bir komedi dizisinde sevilen bir Karadenizli karakterini canlandıran genç bir oyuncuyu granül kahve reklamında görmem öyle içime battı ki bunları yazmadan edemedim. Kahvenin Amerikalıların bağımsızlık sembolü olduğunu okumuştum. İngiltere’ye kafa tuttuklarından İngiltere de çaya ambargo koymuş. Bizimkiler de “sizin çayınıza mı kaldık biz de kahve içiyoruz o zaman” diyerek kahve içmeye başlamışlar. Bütün yabancı film ve dizilerde, elinde kocaman kağıt bir bardakla ofiste kahve içen zeki ve başarılı bir kahraman- iş adamı, bilim adamı ya da polis gibi- bir figür vardır. Kendi çevremde de sabah kahveyle ayılma, yemekten sonra kahve içme gibi modern ritüellerin yerleşmekte, “sıcak bir kahveye ne dersin?” türünden dublaj ağızlarının, “bir çay ısmarla da içelim” alaturkalığının yerini almakta olduğunu gözlemekteyim. Mübarek bir kere acı, ikincisi ellerimde titremeye neden oluyor, üçüncüsü midemi ağrıtıyor. Zaten sevememiştim kahveyi, bu sosyopolitik aroması eklenince iyice soğudum. Bir de çalışkan Karadeniz insanının rızkına vurma gayretini görünce televizyonda, istedim ki sizlerle de paylaşayım bu duygumu içimde kalmasın.


İkinci reklam hangisi? Sizin de kötü reklamlar sıralamasında ilk üçünüz vardır mutlaka. Benimkilerden ikincisi bir banka reklamı. KOBİlere kredi ve danışmanlık hizmetini duyurmaya çalışan bir banka, yine popüler bir başka tiyatrocuyu seçmiş oyuncu olarak. Bankacı olası gelişmeleri anl



Giriş Formu

Soru Sor - Cevap Ver

kalbe takılan stent

eşim 39 yaşında.8ay önce anadamara stent takıldı.1 ay sonra ilaçlarını bıraktı.şu anda alkol,yemek,ve sigara kullanımına devam ediyor.kalp krizi riski ne kadar.takılan stent ne kadar...

Sağlık kategorisinde soruldu Soru lider tarafından soruldu

1 Cevap 603 defa okundu Bugün Cevap Bekleyen Soru