Yazar:: birkursunkalem
Kategori: Kitap Tarih: Tem 8, 2009
Yaz tatili öğrenciliğimizde çok kıymetliydi. Balkonda bir tabak erik tuz ve bir kitapla geçirilebilecek uzun günler demekti. Şimdi çalışanlar olarak yedi ya da on beş günümüzü nasıl değerlendirebileceğimiz konusunda paniğe kapılıyor ve altı üstü sıradan yedi ya da on beş günden bütün bir yılın yorgunluğunu silecek mükemmellikte olmalarını bekleyerek tatili zulme çevirebiliyoruz. Biliyoruz ki bu mümkün değil, hayal kurmak ya da otellere para dökmekle de mümkün olmayacak. Ama hala balkonda bir tabak erik tuz ve bir kitap üçlüsünü yaşayabileceğimiz bir iki saatlik akşamüstlerimiz var. İşte bu üçlünün kitap bileşeni hakkında bir önerim olacak size.
Daha önce Alev Alatlı'nın bir kitabını okuduysanız, meşakkatini bilirsiniz. Yeni kitabının çıktığını duyunca hem kendimce bir farzı yerine getirmek duygusuyla bir an evvel okumaya başlamak istedim hem de içimden "işte yine başlıyoruz, yine beynimin kıvrımlarını parmaklarıyla tarayacak beni zorlayacak yoracak bir kitap ve tüm okuma süresine yayılan bir depresyon" diyordum. Ama "Hollywood'u kapattığım gün" hiç de öyle bir kitap değil. Kitap Amerikan sinema tarihi, sinema endüstrisi, Hollywood ve onun toplum mühendisliği çalışmasından söz ediyor. Çok ilginç bilgiler içeriyor, aklımıza hiç sormak gelmeyen soruları sorduruyor ve sürpriz cevaplar veriyor. Filmler aktörler ve aktrislerin resimleriyle de renklenmiş. Ben çok zevkle okudum "uzun zamandır elime şöyle güzel bir kitap almadım" diyenlere, sahiden doyurucu bir çalışma olarak tüm içtenliğimle tavsiye ederim. Kitap Everest Yayınlarından çıkmış.
Bu arada Hollywood'u bundan dört beş yıl önce, konusunu hiç anlamadığı bir Tom Cruise filminin, arka arkaya şiddet ve sevişmeden başka bir şey içermeyen hızla akan sahnelerini bir sinema dolusu ahaliyle beraber ağzı açık ayran budalası gibi seyrederken, "ya ben ne yapıyorum nasıl bir kolektif günahın ve kümülatif beyin sulandırma seansının ortasındayım" diyerek kapatmış olan bir arkadaşınıza, düzgün, derinlikli, içerikli, yedinci sanata yakışır bir film öneriniz varsa, tövbemi bozup dikkate almaya hazırım. Şimdiden teşekkürler.
Yazar:: birkursunkalem
Kategori: Kitap Tarih: Ara 9, 2008
Etiketler: Etiketlenmemiş
Yıllar önce bir arkadaşımın elinde görmüştüm ilk kez onun bir kitabını. Ben daha ziyade benimle ilgilenmesini beklerken, o, çok merak ettiği kitabı hemen açıp sayfaları karıştırmış, hızlıca önsözüne bir göz atmış, bana dönüp "yeni aldım da" demişti gülerek. O arkadaşımı bir daha göreceğimi sanmıyorum ama onun sayesinde Alev Alatlı ile tanıştım. Böylece ilk kez bir yazarın yeni kitabını bekler oldum. Bazen taşıyamayacağım kadar ağır geldiği halde, görev bilinciyle okumam gerekti onun kitaplarını.
Son olarak "Eyy uhnem'i okudum. "Ah vatan" diyebiliriz belki adına. Rusya'yı ve Rusları anlatan bir serinin devamı niteliğinde bir kitap. Bir Rus aydını ile bir Türk hanımın dostluğundan yola çıkarak bize son dönemde, yani SSCB dağıldıktan sonra, o topraklarda olanları anlatıyor. Bir roman akışı barındırmadığı için kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini merak edemiyor insan. Aslında ben merak ediyorum ama kitap o soruların cevabını vermeyi istememiş. Yazar akıllı, kültürlü, duyarlı ve hüzünlü bir Rus aydını olan Aleksi'nin ağzından bize kocaman bir devletin başına neler geldiğini anlatmayı murad etmiş. Belki de Türk olan Güloya karakteri üzerinden, anlatılanlardan dersler çıkarmamızı istemiş.
O kitapta altını çizdiğim bazı şeyleri paylaşmak