29 Mart
Yazar:: birkursunkalem Kategori: Dünya Tarih: Mar 12, 2009
Şimdi 29 Mart ile ilgili bir yazı görünce aklınıza yerel seçimler gelmiş olabilir. Ama son dönemde zaten bu konu yeterince konuşuluyor. Benim de siyasetle ilgili yazmaya hiç niyetim yok. 29 Mart'ın çalışanlar öğrenciler ya da kısaca saatli yaşayanlar için başka bir önemi var o da yaz saati uygulaması. Mutlaka sizin ya da bir yakınınızın başına gelmiştir. Saatleri ayarlamayı unutup da bir yere geç kalma ya da erken gitme macerası. Matematiği benim gibi pek sevmeyen biriyseniz şimdiye dek bu saat değişikliğini neden yaptığımızı, bunun kime ne hayrı dokunduğunu anlamamış olabilirsiniz. Bunu ilk kim akıl etmiş? Ki koca dünyaya çıkıp "arkadaşlar bu gece kalkalım hep birlikte saatleri bir saat ileri alalım" demiş bir çok kişi de onunu sözünü dinlemiş! Düşündükçe ilginç geldi ve biraz araştırdım. Çok akıl karıştırıcı hale sokmadan bulduğum şeyleri sizinle paylaşayım istedim:
Bir yanılgıyı düzeltmekle başlayayım. Dünya nüfusunun sadece dörtte bir kadarı bu uygulamayı yapıyor. Bu insanların başında ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayanlar geliyor. Sonra da Meksika Kanada Şili Mısır ve Avustralya'nın bazı bölgeleri. Dünyada ilk olarak yaz saati uygulayan ülke tahmin edilebileceği gibi İngiltere. Yıl 1916. Tahmin edilebileceği gibi diyorum çünkü Greenwich de İngiltere'de. Greenwich'e birazdan tekrar döneceğim.
Türkiye ne zaman bu uygulamaya başlamış? Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde yavaş yavaş Gregoryen takvime (bu bizim şimdiki saatli maarif takvimi) geçiş denenmişse de resmi olarak 1925 den sonra 1 Ocakta başlayan yılı ve 24 saat süren günü kabul etmiş bulunuyoruz. Yaz saatini ise Avrupa'dan esinlenmiş ve 1946'da başlatmışız. 1978'e kadar sürdürdükten sonra 78-84 arası uygulamadan vazgeçmişiz. Şimdi yine uyguluyoruz.
Ne yapıyoruz? Mart ayında bir gece kalkıp saatleri bir saat ileri alıyoruz. Yani akşam eve daha geç dönelim, okulları dükkanları daha geç kapatalım diye çünkü hava zaten geç kararıyor ve biz de gün ışığından faydalanmış oluyoruz. Bu arada yazı, havanın geç kararmasını, iş çıkışı bir kafede gidip dondurma yiyebilecek vaktin oluşunu özlemişim gerçekten. Neyse konuya dönersek yapılan hesaplar bunun bize 1 milyar kilovatsaat kazandırdığını gösteriyor. Bunun ne kadar kocaman bir rakam olduğunu ben anlayamamıştım ama Keban barajı kadar desek daha kolay anlaşılır belki. Buraya kadar herşey güzel ama, geçen yıl alınan bir kararla önümüzdeki aylarda bu uygulama bitiyor. İşler daha da karışacak şimdi anlatacaklarımla.
Her ülkede olduğu gibi bizde de doğu ile batı arasında saat farkı var. En batı uç ile en doğu uç arasında fark bir saat 16 dakika. Ama tabii ki Edirne'de saat 17 olduğunda mesela Kars'ta da saat 17 olacaktır ve ülke içinde yerel saat sabit olmalıdır. Bu yüzden eğer biz de diğer AB ülkeleriyle birlikte yaz saatine geçip saatleri bir saat ileri alacaksak kendimize sabit bir yerel saat belirlemeliyiz önce. Bu durum saat dilimleriyle ifade ediliyor.
Burada tarihten bir sayfa açmanın yeri geldi : İngiltere'de Thames nehri kıyısında bir kasabada 1600 lü yıllarda kral II. Charles döneminde bir gözlemevi kurulur. Amaç daha çok yıldızlara bakarak denizcilerin yön tayin etme sistemlerini geliştirmek, deniz ticaretinde ya da savaşlarda navigasyona yardımcı olabilecek bilgileri toplamaktır. 19. yüzyıla kadar dünyada herkes kendi saat sistemini kullanmaktadır ve bir saatin uzunluğu konusunda da bir fikir birliği yoktur. Ama sanayi devrimi, uluslararası ticaretin hareketlenmesi ortak bir saatin kabul edilmesini zorunlu kılmaktadır. Zaten gemicilerin kullandığı şemalarda Greenwich 0 noktası olarak kabul edilmeye başlanmıştır bile. 1850'de Greenwich gözlemevine büyük bir teleskop yerleştirilir. Bu teleskobun merceğinde dikine bir çizgi bulunmaktadır.Ve işte bu çizgi bugün dünyayı doğu ve batı yarıkürelere bölen çizginin aslını oluşturur. 1880lerin sonunda doğru Washington'da toplanan bir konsey Greenwich'in 0. meridyende olduğunu oy çokluğu ile kabul eder.
Hikaye böyle. Şimdi bizim ülkemiz İngiltere'nin doğusunda yer alıyor ve saat dilimimiz de (batıdaki bir ilde) Greenwich'e göre 2 saat ileride. Ülkenin doğusundaki bir ilde bu tabii 3 saate çıkıyor. Bu GMT +2 ve GMT +3 diye kısaltılıyor.
Geçen yıl öngörülen yaz saati değişikliğine geri dönecek olursak bilimadamları diyorlar ki: mesela Kocaeli'deki saati referans alsak ve yerel saat o olsa doğu illerinde kışın güneş erken batacak, doğuda bir ili mesela Iğdır'ı referans alsak, bu sefer batı'da güneş geç doğacak. Bu nedenle ortadan geçen bir meridyeni -ki o da Fatsa ve Gaziantep üzerinden geçen bir çizgi imiş- referans alalım saatleri de yarım saat ileri alıp bir daha da hiç oynamayalım. Bunu yaparsak tüm yıl boyunca yaz saati uygulamış gibi olacağız ve enerji tasarrufumuz artacak. Ama şimdiye kadar aynı saat diliminde olduğumuz ülkelerden de saatimiz yarım saat farklı olacak. Dış ticaret açısından bu bir sorun oluşturur mu bilemiyorum. İşte yeni plan böyle.
Karışık bir konu gibi görünüyor ama aslında özeti şu:
- Sadece yazları iş yerinden bir saat daha geç çıkmak yerine dört mevsim boyunca işyerinden yarım saat daha geç çıkmak ülke için daha karlı, daha az ışık daha az kalorifer yakacağız (tabii sabah yarım saat daha geç başladığımızı da belirteyim)
- Greenwich -bugün Kraliyet Gözlemevi oradan taşınmış olsa da- dünya saatinin merkezi. Bu size bir Nasrettin Hoca fıkrası hatırlatıyor mu? İnanmazsanız gidin ölçün.
- Yaz saatini 1978 1984 arası niye bıraktık? Kime kızdık neye küstük bilmiyorum ama hesaplar doğruysa bu 6 yıl boyunca bir sürü para kaybı demek.
29 Mart'ta saatleri ayarlamayı unutmayalım.

yazar bengü, Mart 12, 2009
yazar güven yýlmaz, Mart 24, 2009
keşke daha fazla okuyucuya ulaşabilse ve anlaşılsa meselenin ne kadar önemli olduğu. tekrar teşekkürler paylaşım için. elinize yüreğinize sağlık.