20-03-2010 06:18:44
- -
Ana Sayfa Blog

TurkceBilgi.Net Blog Hizmeti

Kullanıcılarımız için blog hizmeti

Kar Çiçekleri

Yazar:: Asik_Kevseri Kategori: Doğa

Etiketler: Etiketlenmemiş 

Asik_Kevseri

Kar Çiçekleri

Karların altında karı delerek 
Yavaş yavaş çıkar kar çiçekleri 
Göğsünü bahara açıp gelerek 
Armağanlar takar kar çiçekleri 

Müjde verir gelir her yan dolunca 
Bir müddet kendini biraz bulunca 
Hava kararınca akşam olunca 
Artık boyun büker kar çiçekleri 

Yağmur yağar şimşek inletir arşı 
Baharın ahengi kuşların marşı 
Sabah erken doğan güneşe karşı 
Göğe doğru bakar kar çiçekleri 

Sanki yaprağına konulmuş buse 
Kırlara yayılır bezenir süse 
Seher vaktı düşer üstüne çise 
Şebnemini döker kar çiçekleri 

Kevseri gönlüne yegane seçer 
Endamı bir hoştur içimi açar 
Kıvamına gelir her yana saçar 
Buram buram kokar kar çiçekleri
 

Aşık Kevseri


Bir Sözüm Var Sizlere

Yazar:: Asik_Kevseri Kategori: Dünya

Etiketler: Etiketlenmemiş 

Asik_Kevseri

Bir Sözüm Var Sizlere

Bir sözüm var sizlere gönül tebligatında 
Ömürde geçen günler zarar tazminatında 

Hassasiyetle açtım ibareyi demeye 
Doğruluk hazinedir lütfi haddizatında 

Sayılı günler geçer ömrü alır götürür 
Olma nefsin esiri zevk ü safahatında 

Hazinemden bir demet sunayım bilginize 
Lütfedin ilhamların fikir külliyatında 

Elmas yakut zümrütle gergef dokusan bile 
Varlığın beş arşın bez bekler teçhizatında 

Dünyaya aldanmayın birgün gelen gidecek 
Herkesin sırası var zaman sevkıyatında 

Şan şöhret fayda vermez amel olur yoldaşın 
Bir tabuttan ibaret sevki nakliyatında 

Devir döndü Kevseri zaman geldi gün çattı 
Sen de yorulup geçtin dünya meşakkat’in da
 

Aşık Kevseri


Çanakkale Geçilmez (Büyük Zafer) ÇANAKKALE DESTANI

Yazar:: Asik_Kevseri Kategori: Tarih

Etiketler: Etiketlenmemiş 

Asik_Kevseri

 

 

       ÇANAKKALE DESTANI


EDEBİYATÇILAR EDEPLİ OLURLAR

Yazar:: DJ_NÝHAT Kategori: Edebiyat

Etiketler: Etiketlenmemiş 

DJ_NÝHAT

Edebiyatçılar; haysiyetli, ağırbaşlı ve edepli olurlar. Sözlerinde kararlı, güvenli olurlar. Nerede susulacağını ve nasıl konuşulacağını çok iyi bilirler. Güzel kelimelerle konuşurlar. Vefalı, fedakarlardır. Dedikoducu, kaba, anlayışsız değiller. Tatlı dilli, güler yüzlüdürler. Ahlaklı, dürüst, efendi, namusludurlar. Kalplerinde kötülük yoktur ve kalpleri yumuşacıktır. Güzel görür ve güzel düşünürler. İnsan seçmezler. Bir tane değil; bin tane dostları, arkadaşları, sevenleri olur. Kıskanç, kibir, yalancı değiller. Ukalalık yapmazlar. Cesur, yürekli, hoş görülüdürler. Gelenek ve görenekleri bilirler. Dil, din, ırk ayrımı yapmazlar, yaptırtmazlar. Vatanını, milliyetini, bayrağını, dilini, dinini korur ve severler. Komşu komşunun külüne muhtaçlığını bilirler. İğnenin deliğinden Hindistan’ ı görürler. Her şeye pembe gözlüklerle bakarlar. Okudukça, okuttukça, yazdıkça ve yazmaya teşvik ettikçe mutludurlar. Yorumlara, tenkitlere özgün ve özgürdürler. Yerine göre ihtiyar, yerine göre genç, yerine göre çocuk ruhludurlar. Hiçbir şeye küsmez, kin gütmezler.

Adam gibi adamdırlar.

Kıssadan hisse çıkarırlar.

Bir adım atarsan onlara; onlar sana bin adım koşarlar.

NİHAT İLİKCİOĞLU

email (msn)&n






sevmediğim üç reklam

Yazar:: birkursunkalem Kategori: Seyahat

Etiketler: Etiketlenmemiş 

birkursunkalem

Karadeniz’e hiç gittiniz mi? Geçenlerde çığ felaketi nedeniyle adını televizyonda duyduğunuz Ovit dağının keçiyolunu, birkaç yıl önce benden çok daha sıradışı bir grup maceraperest ile çiğnemiş olduğumdan, bu güzel coğrafya ve güzel insanları hakkında az da olsa fikir sahibiyim. Orta Anadolu’nun uçsuz bucaksız düzlüklerinde mağrur buğdayların dolgun başlarını rüzgarda dalgalandırışını, ya da bereket savuran patozları, değirmenleri defalarca otobüs camından izlemiş biri için, Karadeniz’de, insanın ekmeği neden yaptığını ve karnını neyle doyurduğunu anlamak çok güçtür. Çünkü orada yamaç, yamaç ve yine yamaç var. Bizim, evimizin önünde keyif olsun diye ektiğimiz kadar bir yerde o insanlar ellerinden geldiğince çok mısırı dip dibe yetiştirmeye çalışırlar ki ekmekleri olsun. En temel ticari ürünlerinden biri çaydır. Bizim ayak bassak aşağı yuvarlanırız sandığımız yamaçlarda kadınlar çay toplarlar bazen kendilerini bellerinden yukarıda bir yere bağlayıp, düşmekten korunmaya çalışarak üstelik. İlk Karadeniz gezimizde rehberimiz yöre insanın özel çay şirketlerinden yana dertli olduğunu, çünkü paralarını alamadıklarını ya da para yerine ancak işlenmiş çay alabildiklerini söylemişti. Alt komşumuzun her yaz sonu, bize paket paket çay getirdiğine bakılırsa, şimdi de durum daha iyi değil sanırım. Allahtan ki çay bu milletin en sevdiği içecek.

Birazdan okuyacaklarınızı neden yazdığım anlaşılabilsin diye yazıyorum. Bugünkü yazımın konusu aslında sevmediğim üç reklam. Firma ismi yazmanın uygun olup olmadığını bilmiyorum o yüzden de yazmayacağım ama ortalama bir televizyon izleyicisi iseniz, en azından ikisini mutlaka görmüşsünüzdür. İlki şu: Çok popüler bir komedi dizisinde sevilen bir Karadenizli karakterini canlandıran genç bir oyuncuyu granül kahve reklamında görmem öyle içime battı ki bunları yazmadan edemedim. Kahvenin Amerikalıların bağımsızlık sembolü olduğunu okumuştum. İngiltere’ye kafa tuttuklarından İngiltere de çaya ambargo koymuş. Bizimkiler de “sizin çayınıza mı kaldık biz de kahve içiyoruz o zaman” diyerek kahve içmeye başlamışlar. Bütün yabancı film ve dizilerde, elinde kocaman kağıt bir bardakla ofiste kahve içen zeki ve başarılı bir kahraman- iş adamı, bilim adamı ya da polis gibi- bir figür vardır. Kendi çevremde de sabah kahveyle ayılma, yemekten sonra kahve içme gibi modern ritüellerin yerleşmekte, “sıcak bir kahveye ne dersin?” türünden dublaj ağızlarının, “bir çay ısmarla da içelim” alaturkalığının yerini almakta olduğunu gözlemekteyim. Mübarek bir kere acı, ikincisi ellerimde titremeye neden oluyor, üçüncüsü midemi ağrıtıyor. Zaten sevememiştim kahveyi, bu sosyopolitik aroması eklenince iyice soğudum. Bir de çalışkan Karadeniz insanının rızkına vurma gayretini görünce televizyonda, istedim ki sizlerle de paylaşayım bu duygumu içimde kalmasın.


İkinci reklam hangisi? Sizin de kötü reklamlar sıralamasında ilk üçünüz vardır mutlaka. Benimkilerden ikincisi bir banka reklamı. KOBİlere kredi ve danışmanlık hizmetini duyurmaya çalışan bir banka, yine popüler bir başka tiyatrocuyu seçmiş oyuncu olarak. Bankacı olası gelişmeleri anl


masal

Yazar:: birkursunkalem Kategori: Aşk

Etiketler: sinderella , evlilik , boşanma , aile

birkursunkalem

Bazen hayatımızda işler üst üste ters gidiyor gibi olur. Severiz kavuşamayız, terk ediliriz ya da seviliriz de gönlümüz ısınmamıştır karşıdakine bir türlü. Her şey bitip ortalık durulunca biraz vakit geçip yeni bir başlangıç yapma zamanı gelince, “artık lütfen hayatımda bir sorun çıkmasın” deriz. “Lütfen her şey masallardaki gibi olsun, bütün sıkıntılar bitsin”

 

Evlilik hakkında atıp tutmaktan  çok korkarım. Bu konuda sezgilerim öylesine künt ki. Bazı arkadaşlarımın gözü çok açıktır kim kiminle çıkıyor kim kimden ayrılmak üzere filan hemen bilirler. Bir sefer bana iki kişinin çıktığını söylediklerinde kocaman bir ses ve kocaman bir inanmazlıkla “yok artık!” demiştim. Şimdi o ikisi çok mutlu bir çocuklu bir aile oldular. Bu tip olaylar başıma çok sık geliyor. O zaman niye bunları yazıyor? diyorsunuz. Çünkü anlattıklarımın tersine bir şey de geldi başıma. İkisi de pırlanta gibi olan, ikisini de ayrı ayrı sevdiğim ışıl ışıl bir çiftin boşandığını öğrendim, hem çok şaşırdım hem de çok çok üzüldüm.


cümleten hayırlı ramazanlar

Yazar:: birkursunkalem Kategori: Din

Etiketler: Etiketlenmemiş 

birkursunkalem

Şöyle bir on beş dakika önce aklıma geldi ne kadar uzun bir ara verdiğim yazılara ve şimdi bilgisayar başına oturdum. Efendim öncelikle hayırlı ramazanlar. Yazmadığım süre zarfında bir sürü şey okudum yine ve içimde birikti de birikti anlatılacaklar ama şu sıralar benim için gündem, hem açlık gibi basit hem de gurbet gibi iman gibi hikmet gibi derin olan Ramazan…

 

Hatırladığım en güzel ramazan neredeyse her akşam ayrı bir akrabamızda topluca iftar yaptığımız aydı. Oysa şimdi, karşıdaki şantiyede topluca oruç açan eli yüzü tozlu alnı yanık sırtı terli işçileri bile kıskandığım, iftarlarda bir yudum sudan da önce gurbeti demir lokma gibi yuttuğum bir ramazanı yaşıyorum. Birlikte sofraya oturacak bir kişi bile bulan okurlara sahip oldukları bu ayrıcalık için şükretmelerini hatırlatmak isterim. Ve benim gibi ramazanı gurbette geçirenlere de Allah sabır versin.

 

İftar Programları


TurkceBilgi.Net Soru Cevap Bölümü Açıldı!

Yazar:: trichnosis Kategori: İnternet

Etiketler: web 2.0 , turkcebilgi , soru cevap

trichnosis

İnsanın üzerine yaz rehaveti çökmesinden midir nedir bilmiyorum ama uzun süredir blog'da bi şeyler yazmak istememe rağmen yazma fırsatı bulamadım.

Ama artık sitemizde olan değişikleri yazmak artık farz oldu :).

Siteye yeni bir bölüm daha eklemeye karar verdik , Soru Cevap .


Bir kitap açıp Bir "Hollywood" kapatmak

Yazar:: birkursunkalem Kategori: Kitap

Etiketler: sinema , Hollywood , Alev Alatlı

birkursunkalem
 

Yaz tatili öğrenciliğimizde çok  kıymetliydi. Balkonda bir tabak erik tuz ve bir kitapla geçirilebilecek uzun günler demekti. Şimdi çalışanlar olarak yedi ya da on beş günümüzü nasıl değerlendirebileceğimiz konusunda paniğe kapılıyor ve altı üstü sıradan yedi ya da on beş günden bütün bir yılın yorgunluğunu silecek mükemmellikte olmalarını bekleyerek tatili zulme çevirebiliyoruz. Biliyoruz ki bu mümkün değil, hayal kurmak ya da otellere para dökmekle de mümkün olmayacak. Ama hala balkonda bir tabak erik tuz ve bir kitap üçlüsünü yaşayabileceğimiz bir iki saatlik akşamüstlerimiz var. İşte bu üçlünün kitap bileşeni hakkında bir önerim olacak size.

Daha önce Alev Alatlı'nın bir kitabını okuduysanız, meşakkatini bilirsiniz. Yeni kitabının çıktığını duyunca hem kendimce bir farzı yerine getirmek duygusuyla  bir an evvel okumaya başlamak istedim hem de içimden "işte yine başlıyoruz, yine beynimin kıvrımlarını parmaklarıyla tarayacak beni zorlayacak yoracak bir kitap ve tüm okuma süresine yayılan bir depresyon" diyordum. Ama "Hollywood'u kapattığım gün" hiç de öyle bir kitap değil. Kitap Amerikan sinema tarihi, sinema endüstrisi, Hollywood ve onun toplum mühendisliği çalışmasından söz ediyor. Çok ilginç bilgiler içeriyor, aklımıza hiç sormak gelmeyen soruları sorduruyor ve sürpriz cevaplar veriyor. Filmler aktörler ve aktrislerin resimleriyle de renklenmiş. Ben çok zevkle okudum "uzun zamandır elime şöyle güzel bir kitap almadım" diyenlere, sahiden doyurucu bir çalışma olarak tüm içtenliğimle tavsiye ederim. Kitap Everest Yayınlarından çıkmış.

Bu arada Hollywood'u bundan dört beş yıl önce, konusunu hiç anlamadığı bir Tom Cruise filminin, arka arkaya şiddet ve sevişmeden başka bir şey içermeyen hızla akan sahnelerini bir sinema dolusu ahaliyle beraber ağzı açık ayran budalası gibi seyrederken, "ya ben ne yapıyorum nasıl bir kolektif günahın ve kümülatif beyin sulandırma seansının ortasındayım" diyerek kapatmış olan bir arkadaşınıza, düzgün, derinlikli, içerikli, yedinci sanata yakışır bir film öneriniz varsa, tövbemi bozup dikkate almaya hazırım. Şimdiden teşekkürler.


MAYIN TARLASINDAKİ ÜLKE

Yazar:: mirturk Kategori: Siyaset

Etiketler: Etiketlenmemiş 

mirturk

 Son günlerdeki en önemli tartışma konumuz mayınlı arazinin temizlenmesi : kimi bu arazilerin israile peşkeş çekileceğini öne surerek karşı çıkmkta ve iktidarı ülkeyi satmakla itham etmekte.ülkemiz kendine gundem bulmkta ve yeni tartışma ortamı yaratmakta takdir edersiniz ki zorluk çekmemektedir.özellikle işin içinde askeriye ve hukumet varsa tartışmalar ayrı bir boyuta taşınmaktadır.bildiğiniz gibi türkiye darbeler yaşamış bir ülkedir ne zamanki askeriye tartışma ortamına çekilse bu darbeler demoklesin kılıcı gibi hukumetin ustunde durmaktadır ki bunuda muhalefet ve medya çok guzel gözdağı vererek bunu kullanmaktadır.demokrasi dersi verecek değilim ama demokrasi halkın sectiği bir yönetimin kendini yönetmesi ise bizim ülkede demokrasi farklı anlamda kullanılıyor demektir.söz konusu demokratik ülkede medya halkın haber alma hakkını yerine getiriyorsa bu halka faydalı bir olaydır ancak aynı medya tarafsız bir yayın izlemeyip kendi düşüncelerine göre kamuoyu oluşturmak amavıya haber yapıyorsa burda demokrasiden çok medya diktasından söz edilebilir.kitle iletişim aracları halkın uzerinde ve kamuoyu oluşturmakta çok etkilidir giderek gelişen dunyada bu dahada fazla etkili olacaktır.gunumzde durum oyle bir hale gelmiştir ki adeta yönetim organlarını pasifize ederek ülke yönetimi üzerinde baskı kurma yoluyla kendi düşünce sistemlerini kabul ettirmeye çalışılmaktadır bunun altında yatan en önemli etkende ekonomik çıkar sağlamaktır.aslında sorun sınırdaki mayınlar değildir ülke içinde bulunan mayınlardır.geleceğimize,inanc hurriyetimize,butunluğumuze döşenen mayınlardır.eğer demokratik sosyal ve bağımsız bir yargıya sahip hukuk devleti olduğumuzu savunuyorsak bunun gereği olarak insanlarını seçimlerine saygı duymak zorundayız.değilse bizdeki mayınlar temizlemeyle bitmez....


<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>

Giriş Formu

Soru Sor - Cevap Ver

kalbe takılan stent

eşim 39 yaşında.8ay önce anadamara stent takıldı.1 ay sonra ilaçlarını bıraktı.şu anda alkol,yemek,ve sigara kullanımına devam ediyor.kalp krizi riski ne kadar.takılan stent ne kadar...

Sağlık kategorisinde soruldu Soru lider tarafından soruldu

1 Cevap 665 defa okundu Bugün Cevap Bekleyen Soru