| Cumartesi 06-Eylül-2008 00:14:42 | (Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.) |
| Güneş Sistemi ve Gezegenler |
| Cuma, 18 Mayıs 2007 | |||||
Sayfa 2 toplam 3 MERKÜR Güneş sisteminde, güneşe 58 milyon km mesafeyle en yakın ve 4.878 km çap ile Plüton’dan sonraki en küçük gezegendir. Güneş çevresindeki dolanımını 48 km/sn hızla 88 günde tamamlayarak en hızlı dolanan gezegen konumundadır. Kendi ekseni çevresindeki dönme hızı son derece düşüktür ve Merkür’ün 1 günü yaklaşık 180 dünya gününe eşittir. Yüzey sıcaklığı -170 ile 400 oC arasındadır. Merkür yüzeyine en fazla meteorit çarpan gezegendir, bu nedenle Merkür’ün yüzeyi büyük ölçüde Ay’ın yüzeyi gibi kraterlerle kaplıdır. Yüzlerce km uzunluğunda yılankavi izler saptanmıştır. Bazı bilim adamları Merkür’ün çekirdeğinin önceden eriyik demirden oluştuğunu, bu çekirdeğin soğuyarak katılaşmasından sonra da yüzeyin kilometrelerce büzüldüğünü, bunun sonucunda da kabuk katmanında uzun kıvrımların ortaya çıktığını ileri sürerler. Merkür’ün yakınlarında manyetik bir alanın varlığı bu gezegeninde tıpkı dünya gibi büyük bir demir çekirdeğe sahip olduğunu düşündürmüştür. Merkür’ün atmosferi oldukça önemsizdir ve yerçekimi o kadar zayıftır ki, atmosferinde önemli miktarda gaz tutunamaz. VENÜS Venüs kütlesi ve boyutları bakımından neredeyse dünyanın ikizidir. Venüs’e dünyanın kız kardeşi de denir. Ünlü İngiliz fizikçi Maxell’in adının verildiği 11.000 m yükseklikteki dağ hariç olmak üzere Venüs’ün tüm yüzey şekillerine bayan ismi verilmiştir. Güneşe 108 milyon km mesafeyle ikinci sırada yer alır ve güneş etrafındaki dolanımını 224 günde tamamlar. Çapı yaklaşık 12.103 km (dünyanın 12.756 km) ve kütlesi de dünyanın 0.81 katıdır. Gezegen; yüzeyinden 50 km yükseklikte, sülfirik asit damlacıklarından oluşmuş 15 km kalınlığında bir bulut ile kaplıdır. Bu bulut tabakasının altında da kükürt dioksit ve kükürt bulutları yer alır. Gezegende meydana gelen şimşek çakmalarının ve hava tedirginliklerinin bu kimyasal yapıdan kaynaklandığı sanılmaktadır. Atmosferin % 96 kadarlık bölümü CO2 ‘den oluşmaktadır. Yoğun atmosfer ve gezegeni çevreleyen kalın bulut örtüsü güneş enerjisini öyle bir tutar ki Venüs’ün yüzey sıcaklığı 465 oC’ye ulaşır. Bu güneş sistemindeki gezegenler arasında en yüksek yüzey sıcaklığıdır. Yüzey basıncı da yaklaşık 94 atmosfer basıncı gibi yüksek bir düzeydedir. Öteki gezegenlerin çoğunun tersine Venüs, ekseni çevresinde ters yönde (doğudan batıya doğru) döner ve bir tam dönüşünü 243 günde tamamlar. DÜNYA (Yer) Güneş sisteminde, şu ana kadar edinilen bilgiler ışığında canlıların yaşamasına elverişli tek gezegendir. Güneşten yaklaşık 150 milyon km uzaklıkta bulunan yerin, güneş etrafında dolanma hızı 30 km/sn’dir. Kendi ekseni etrafındaki dönüşünü yaklaşık 24 saatte, güneş etrafındaki dolanımını ise 365 gün 6 saatte tamamlar. Güneş sisteminin 5. büyük gezegeni olan dünyanın, ekvator uzunluğu 40.000 km, çapı ise 12.750 km’dir. Kütlesi yaklaşık olarak 6.1021 ton’ dur. Toplam yüzey alanı yaklaşık 510 milyon km2 dir. Kara parçaları yüzey alanının %29’unu kaplar. Kuzey Amerika, Güney Amerika, Avrupa, Asya, Afrika, Avustralya ve Antarktika yeryüzündeki kara parçalarını oluşturan 7 kıtadır. Dünyanın tek doğal uydusu olan ay, yaklaşık 385.000 km uzaklıktadır. Kilitli dönme sistemiyle Ay, dünyaya sürekli olarak aynı yüzünü gösterir. Ay’da atmosfer olmadığında gökyüzü sürekli olarak karanlık görülür ve yüzeyi göktaşı çarpmasına bağlı olarak çok sayıda kraterlerle kaplıdır. Eliptik bir yörüngeye sahip olan Ay, 40.000 km.lik bir band içerisinde Dünya’ya yakınlaşıp, uzaklaşmaktadır. Yerin biçimi elipsoittir, yani kutuplar ekvatora göre basıktır. Bunun da nedeni, yerin kendi ekseni etrafında dönüşü nedeniyle oluşan merkezkaç kuvvetidir. Mevsimlerin oluşması dünyanın dönme ekseninin eğimiyle ilgilidir. Sıcaklık, yeryüzüne güneş ışınlarının dik gelmesine göre değişir. Yaz aylarında kuzey yarıküreye dik gelen güneş ışınları, kış aylarında ise güney yarıküreye dik olarak gelir. Yerin çevresinde magnetosfer denilen güçlü bir manyetik alan vardır. Magnetosfer, yerden 140 km yükseklikten başlayarak dışa doğru yayılır ve yer yarıçapının yaklaşık 10 katı kadar (64.000 km) bir uzaklığa ulaşır. Bu sayede güneşten salınan elektronlar ve yüksek enerjili protonları yakalayarak yeryüzünde yaşamın devam etmesine katkıda bulunur. Yakalanan bu parçacıklar Van Allen adı verilen ışınım kuşaklarını oluştururlar. Bunlar yeri çevreleyen, eşmerkezli, sınırları kesin olarak ayrılamayan, iki kalın halka biçimindeki yüklü parçacıklar kuşağıdır. Kuşaklara biçimini veren etki yerin manyetik alanıdır. Yerin manyetik alanı simetrik olmadığından bu kuşaklarda simetrik değildir ve yerden 64.000 km yükseklikte ışınım kuşağı birdenbire son bulur. Bu yükseklik yerin manyetik alanın düzenli etkisinin, güneş rüzgarı nedeniyle ortadan kalktığı geçiş noktasıdır. Magnetosferin dış sınırında, yerin çekim alanından kurtulan parçacıkların uyguladığı basınç ile güneşin kütleçekimi alanından kurtulan proton ve elektronlardan oluşan parçacık akışının (güneş rüzgarı) uyguladığı basınç birbirini dengeler. Yaklaşık 100 km kalınlığındaki bu dengelenmiş kuşağa magnetopoz denir ve burası magnetosferin dış sınırını oluşturur. Güneş rüzgarının bu basıncı, magnetosfer üzerinde bir miktar daralmaya yol açar ve magnetosfer kabaca bir kuyruklu yıldız biçimini alır. Yer bu kuyruklu yıldızın çekirdek bölümünde bulunur, magnetosferin kuyruğu ise yerden güneşten öte tarafa doğru uzar. Sıvı halde su içerdiği bilinen tek gezegen, dünyadır. Hidrosferin toplam kütlesinin %98’den fazlasını deniz suyu, geri kalanını ise göller ve akarsular oluşturur. Yerin kütlesi üç ayrı bölümden oluşur. Kabuk (Litosfer) ; kalınlığı yaklaşık 35 km’ dir. Manto ; 35 – 2.900 km arasındaki bölümdür Çekirdek ;2.900 – 6.400 km arasındaki bölümdür. Dış çekirdek erimiş haldeki demir metallerinden, iç çekirdeğin ise yüksek basınç altında olması nedeniyle ( yaklaşık 3.2 milyon atmosfer basıncı) donmuş demir metallerinden oluştuğu sanılmaktadır. Kutup bölgelerinde atmosfer dışından gelen elektron ve proton gibi hızlı parçacıklar ile üst atmosferdeki atomlar arasındaki etkileşimler sonucunda çapı 2.000 km’ ye kadar uzanan ışık olayları görülür. Bu kutup ışıkları perde, yay, ışın, şerit, yelpaze şeklinde olabileceği gibi kutup ışığı fırtınası da denilen değişebilen ışık gösterileri biçiminde de olabilir. Bu ışık olaylarının kutuplarda olmasının nedeni de, güneş rüzgarlarınca taşınan yüklü parçacıkların, yerin manyetik alanı tarafından kutuplara doğru iletilmesidir. Dünyanın güneşin çevresindeki, güneşin de Samanyolu galaksisi çevresindeki dolanımları ve bütün evrenin geometrik yapısı da kütleçekimi (yerçekimi) kuvvetinin sonucudur. Einstein’in geliştirdiği genel görelilik kuramı, 200 yıldan fazla geçerliliğini koruyan Newton’un kütleçekimi kavramına karşı tamamen yeni bir anlayış ortaya koymuştur. Buna göre Eukleides geometrisine değil Riemann geometrisine uyan bir evren ortaya çıkar ve böyle bir evrende cisimler eğrisel jeodezik (en kısa yol) üzerinde yol alırlar. Böylece Newton’un kuramına aykırı düşen; *Işık ışınlarının, güneş gibi kütlesi çok büyük bir cismin yanından geçerken doğrultu değiştirmesi, *Kütlesi çok büyük bir cisimden salınan ışığın renginin kırmızıya kayması, *Yerden yüksekte tutulan bir saatin yeryüzündeki saate göre geri kalması, *Merkür’ün yörüngesinin güneş çevresinde yalpalaması gibi olayların da açıklanması, Einstein’in geliştirdiği genel görelilik kuramı sayesinde mümkün olmuştur. Havayuvarı da olarak bilinen atmosfer, %78 N ve %21 O2’den oluşur. Geri kalan %1’ de ise daha çok argon olmak üzere su buharı, CO2 ve diğer gazlar vardır. Deniz yüzeyinde cm2’ye 1.033 kg’lık basınç uygular ki bu da 760 mm yüksekliğindeki civa sütununun uyguladığı basınca eşittir. Kabaca 1.000 km olan bu hava örtüsünün derinliği, yükseklik arttıkça giderek inceldiğinden tam olarak bilinememektedir. Atmosfer ağırlığının %50’si yerden 5.5 km yükseklikte, %99’dan fazlası yerden 40 km’lik yükseklikte bulunur. Yerden 100 km yükseklikte atmosfer, hava boşluğu olarak nitelendirilebilecek kadar seyrelir. Burada basınç, deniz yüzeyindeki atmosfer basıncının milyonda biridir. Su buharı ilk 10-15 km’lik bölümde yoğunlaşmıştır. Büyük bölümü 30-80 km arasında yoğunlaşmış olan ozon tabakası ise güneşten gelen zararlı morötesi ışınları soğurduğundan yeryüzündeki yaşam açısından büyük önem taşır. Atmosfer sıcaklık değişikliklerine göre katmanlara ayrılır ; Troposfer; sıcaklığın giderek azaldığı yerden 11 km’lik yüksekliğe ulaşan bölgedir. Bu yükseklik kutuplarda 8 km, ekvatorda ise 17 km’dir. Yeri etkileyen hava süreçlerinin çoğu burada gerçekleşir. Stratosfer ; troposferden sonraki 50 km’lik bölgedir ki burada sıcaklık yeniden artmaya başlar. Ozon tabakasının bulunduğu stratosferin üst bölümünde sıcaklık kabaca yeryüzeyi ile aynıdır. Mezosfer ; stratosferin üzerinde yer alan bu kuşakta ise hava sıcaklığı yaklaşık 85 km yükseklikte en düşük değeri olan -100 oC’ye düşer. Termosfer ; mezosferin üzerinde yer alan bu kuşakta ise sıcaklık yeniden yükselerek 1.750 oC’ye kadar çıkar. Atmosferin diğer bölgelerinin belirlenebilmesi amacıyla sıcaklıktan başka parametrelere de ihtiyaç vardır. Yerden 55 km yükseklikten başlayıp yer çapının birkaç katına kadar çıkan bölgede çok miktarda iyon olduğundan buraya İyonosfer bölgesi denir. Gazların dengeli dağılımı ve bölgenin her yerinde aynı oranda olması nedeniyle yerden mezosferin ortalarına kadar olan bölgeye homosfer, daha yükseklerde ise yoğunluğun azalması nedeniyle gazların oranlarında değişmeler görüldüğünden bu bölgeye de heterosfer denir. Egzosferde atmosferin yoğunluğu o kadar azalır ki, molekül çarpışmaları giderek yok olur ve buna bağlı olarak da sıcaklık kavramı bilinen anlamını yitirir. Bu bölgede hidrojen ve helyum gibi hafif atomlar yerin kütleçekiminden tümüyle kurtulmalarına yetecek hıza ulaşabilirler. |
|||||
| < Önceki |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|