| Bilim Felsefesi - Avrupa daki Gelişmeler |
| Çarşamba, 02 Mayıs 2007 22:11 |
|
Sayfa 2 / 7 2) Avrupa' daki Gelişmeler Avrupa' da Rönesans' ın ve reformla başlayan uyanış ve çabanın ilk ürünleri astronomide görüldü. Polonyalı Kopernik (1473 – 1543), Batlamyus' un Dünya merkezli evren anlayışının yerine Güneş merkezli evren sistemini koydu. Artık evrenin ortasında hareketsiz duren Dünya değil, Güneş vardı ve Dünya hem Güneş' in çevresinde hem de kendi ekseni üzerinde dolanan bir gezegendi. Kopernik' e 17. yüzyılda Kepler (1571 – 1630) ve Galilei (1564 – 1642), 18. yüzyılda da Newton (1642 – 1727) doğa yasalarını açıklayarak katıldılar. Johannes Kepler, modern astronominin kurucularındandır. Güneş merkezli sistemin inanmış bir taraftarıydı. Özellikle Mars gezegeni üzerine birçok gözlem yaptı ve sonuçta Mars' ın Güneş etrafında elips çizdiğini ispatladı. Kepler 1619' da Dünya' nın Uyumu adlı eserini yayımlamış ve bu eserde Newton' ın evrensel çekim kanunu için bir yol açmıştır. Galileo Galilei, İtalyan astronomu ve fizikçisi. Hemen hemen yalnız matematik üzerine incelemeler yaptı, fakat buluşlarıyla çabucak tanındı. Optikte 1612' ye doğru ilk mikroskobu bulduğu sanılmaktadır. 1609' da mercekli dürbünü yaptı ve gök cisimlerini incelemeye başladı. Ay üzerinde gözlemler yaptı, dağların yüksekliğini ölçtü. Daha sonra Jüpiter' in uydularını, Satürn'ün halkalarını, Güneş' in ekseni etrafında dödüğünü, Venüs' ün evrelerini vb. buldu. Tüm buluşlarıyla Batlamyus' un sistemini çürütüp Kopernik sistemini doğruladı. Sir Isaac Newton, İngiliz fizikçi, matematikçisi ve dünyanın gelmiş geçmiş en büyük bilginlerinden biridir. Yerçekimi kuramı üzerinde çalıştı. Ayrıca güneş ışınlarını bir prizmanın içinden geçirerek bileşenlerine ayırdı ve beyaz ışığın niteliğini keşfetti. 1669 dolaylarında da diferansiyel ve integral hesabı geliştirdi. En önemli yapıtı olan Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri, Newton' ın hareket yasalarını, dalga kuramını ve yerçekimi üzerine çalışmalarını içermektedir. Rönesans' la oluşan yeni koşullar ve bilimdeki önemli gelişmeler giderek yöntem sorununu ön plâna çıkardı. Bacon, Descartes ve onları izleyenlerin yöntem çalışmaları hem bilgi felsefesinin oluşmasını hazırlamış hem de bilimlerin felsefeden ayrılma sürecini hızlandırmıştır. Nitekim Claude Bernard ile biyoloji, Auguste Comte ile sosyoloji, Wilhelm Wundt ile de psikoloji bağımsız birer bilim hâline gelmişlerdir. 20. yüzyılda üç önemli teori ortaya konuldu. Bunlardan biri Alman fizikçisi Albert Einstein (1879 – 1955) tarafından ileri sürülen görelilik (rölativite) kuramıdır. Bu kuram; uzay, zaman, kütle gibi kavramların mutlak değil göreli olduklarını görüşüne dayanır. İkincisi Max Planck (1858 – 1947)' ın quantum kuramıdır. Bu kurama göre maddenin saldığı ısı ve ışık, sanıldığı gibi sürekli bir akış değil; tam tersine quanta adı verilen süreksiz ya da kesik paketlerden oluşmaktadır. Üçüncüsü de Werner Heisenberg (1901 – 1977)' in olasılık kuramıdır. Bu kurama göre de doğa yasaları kesin ve zorunlu değil, olasılığa dayanan yasalardır. Sonuçta görelilik, quantum ve olasılık kuramları karşısında kesin, zorunlu bir bilgiyi savunmak olanaksızlaşınca, bilim adamları ve filozoflar yeni görüşler geliştirdiler. Bundan da bilim felsefesi denilen yeni bir bilgi dalı ortaya çıktı. |
| Son Güncelleme: Cuma, 24 Ağustos 2007 10:56 |
Giriş Formu
Soru Sor - Cevap Ver
Sağlık Yazıları
- Bastırılan öfke, kaygı ve depresyona neden oluyor!
- Ağız kokusuna karşı öğün aralarında meyve yiyin!
- Sağlıklı cilt için altın gibi öneriler
- Sigara içenin cildi bozulur!
- Günde 15 dakika yürüyün, depresyon tarihe karışsın!
- Fındık yağı yaşlanmayı önler!
- İki saatte dişlerinizi beyazlatın!
- Erken boşalmanın sebebi çok
- Psikolog uzman olmalı!
- Bahar yorgunluğunu beslenme ile yenin
