| Cumartesi 30-Ağustos-2008 06:57:30 | (Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.) |
| İnsan Dünya'yı Ele Geçiriyor |
| Cumartesi, 18 Ağustos 2007 | |
|
İ.Ö. 5.000 yılında gezegenimizde 20 milyon dolayında insanın yaşadığı biliniyor. Bu, bugünkü Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte biri kadar. Erken Taş Çağı'nda tarım ve hayvancılığın başlamasıyla nüfus sürekli bir biçimde artmaya başlamış. Yaklaşık 200 yıl önce Sanayi Devrimi başladığında 700 milyon olan dünya nüfusu, büyük bir patlama göstererek günümüzde 5 milyara ulaşmış. İnsanlığın Başlangıcı İnsanın kökeni 14 milyon yıl önce primatlardan ayrılan bir kola dayanıyor. Büyük olasılıkla 2 milyon yıl kadar önce Doğu Afrika’daki savanlarda yaşamış olan Homo habilis en eski insan türü sayılıyor. Homo habilis’in iki ayağı üstünde yürüdüğü ve araç yapmak için gerekli olan kavramsal düşünce yeteneğine sahip olduğu, avcılıkla geçindiği ve ilk toplumsal davranışları göstermiş olduğu sanılıyor. Yaklaşık 1 milyon yıl sonra ortaya çıkan Homo erectus’un izlerine Cava Adası’nda Asya’da ve Akdeniz bölgesinde rastlanıyor. Bu dönemde Asya’dan Amerika’ya geçen toplulukların bu iki kıtayı birbirinden ayıran Bering Boğazı üzerindeki adaları bir köprü gibi kullandıkları anlaşılıyor. Günümüzden yaklaşık 100 bin yıl önce görülen Homo sapiens’in duygulara sahip olduğu, karşılıklı yardımlaşmayı ve toplumsal yaşamayı bildiği düşünülüyor. En son olarak yaklaşık 50 bin yıl önce onun bir alt türü olan Homo sapiens’in yani bugünkü insanın geliştiği sanılıyor. Bu insan türü 30 bin yıl sonra yeryüzünün her yanına yayılmış. Irkların Gelişmesi Buzul çağları insanların yayılmasını önemli ölçüde etkilemiştir. Sonuncusu günümüzden 10 bin yıl önce sona ermiş olan buzul çağları sırasında karaların önemli bir bölümü kar ve buz altındaydı. Bu koşullara uyum sağlayamayan insanların göç etmesi onların geniş bir alana yayılmasını sağladı. Bu arada evrim durmuyor ve insanların yaşadıkları coğrafi bölgeye uyum sağlaması sonucu çeşitli ırklar ortaya çıkıyordu. Bugünkü farklı ırklar ve etnik çeşitlilik işte bunun bir sonucudur. Örneğin, kuzeyde yaşayanların soğuğa dayanıklı olmaları gerekiyordu. Eskimolar’ın gövde yapılarının küçük olması, derilerinin altında da koruyucu bir yağ katmanının bulunmasının nedeni budur. Ayrıca burun ve kulaklar küçük ve başa daha yakındır. Bununla birlikte ırk sınıflandırmalarının çok daha karmaşık görüngülerin kuramsal basitleştirmeleri olduğunu unutmamak gerekir. Yeryüzünün Avrupalılaştırılması 15. yüzyılda Avrupalılar önce araştırmak, sonra da sömürgeler kurmak için bütün dünyaya yayılmaya başladılar. Avrupalılar önce Kuzey Amerika’yı, sonra da Avustralya’yı ele geçirdiler. Asya’da ve Afrika’da ise daha önce kurulmuş olan ileri uygarlıkları denetimleri altına aldılar. Güney Amerika gibi ülkelerde var olan krallıkları ortadan kaldırdılar, ama hiyerarşik yapıyı koruyarak kendi amaçları doğrultusunda kullandılar. Bu ilk göç dalgasını bir ikincisi izledi. Bu kez egemenlik altına alınan halkların sayıları milyonları bulan bireyleri zorla başka kıtalara götürüldü ve burada köleleştirilerek işgücü olarak kullanıldı. Özellikle Afrika’dan Kuzey ve Güney Amerika ile Antiller’e çok sayıda köle götürüldü. 1860’ta Kuzey Amerika’da yaşayan toplam 12 milyon insanın 4 milyonu köleydi. ABD’de bu kölelerin soyundan gelen Siyahlar günümüzde toplam nüfusun yüzde 12’sini oluşturuyor ve hala toplumsal olarak dışlanmış bir biçimde yaşıyorlar. Avrupalılar’ın öteki kıtalara, özellikle Kuzey Amerika’ya göçü yüzyılımıza değin sürdü. 1890-1920 arasında ABD’ye 15 milyon kişi göç etti. Günümüzdeki Gelişmeler Günümüzde sesten hızlı uçakların ve öteki ulaşım araçlarının yardımıyla insanlar hızla yer değiştirebiliyor. Her yıl 100 milyon insan Akdeniz yöresinde tatil yapabilirken, başka yerlerde kuraklık ve açlık nedeniyle göçler ya da baskı ve savaş nedeniyle kitlesel sığınmalar gerçekleşiyor. Örneğin, bugüne değin Mozambik’deki iç savaştan tam 1 milyon kişi kaçmış, kuraklık nedeniyle yaklaşık 2 milyon kişi Etiyopya’yı terk etmiş. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde göçler sürerken dünya nüfusunun yüzde 50’den çoğu kentlerde yaşıyor. Eğer insanlar hızlı nüfus artışını denetim altına almayı başaramazlarsa gelecekte belki de Homo sapiens sapiens’in ortadan kalkmasına neden olabilecek kadar büyük bir felaketle karşı karşıya kalabilirler. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|