Türkçe Bilgi

Perşembe 28-Ağustos-2008 20:04:32
(Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Bilim arrow Biyoloji arrow İnfeksiyonun Mekanizması
İnfeksiyonun Mekanizması
Perşembe, 03 Mayıs 2007

Yazının Diğer Sayfaları
İnfeksiyonun Mekanizması
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Sayfa 10
Sayfa 11

Properdin: Yüksek moleküllü bir serum proteini olan properdin, Magnesium (Mg++) iyonları ve komplement komponentlerinin (özellikle, C3b, C4) bulunduğu ortamlarda mikroorganizmalar üzerine inhibe ve öldürücü etkiye sahiptir. Properdin maya hücre duvarı ekstraktlarından elde edilen, zimosan tarafından inaktive edilir.

interferon: Viral, bakteriyel, mantar ve bazı paraziter infeksiyonlarda (ancak antikor sentezinden önce), kısa bir süre içinde (2-8 saat) sentezlenerek mikroorganizmaların üremelerini inhibe eden substanslar, genellikle, interferon olarak adlandırılmaktadırlar. İnterferonların etkisi indirekt olup aktif ve inaktif ajanlara karşı oluşabilirler. Nonspesifik etkinliğe sahip olan bu madde, mikroorganizmalardan ziyade hücrelere karşı özgüllüğü vardır. Başlıca 3 tür interferon tanımlanmıştır (alfa, beta ve gama). Bunlardan ilk ikisinin viruslara karşı etkinliğinin fazla olmasına karşın, gama-interferon Th-hücreleri tarafından sentezlenir ve bu mediatör, B-hücrelerini, makrofajları, T-hücrelerini ve diğer bazı hücreleri (CTL, NKC, LAKC) uyarmada ve aktivitelerini regule etmede etkinlik gösterir.

Defensinler: Defensinler insanlar, hayvanlar (böceklerde dahil) ve bitkiler tarafından sentezlenen antibakteriyel, antiviral, antimikotik ve aynı zamanda sitotoksik aktiviteye sahip küçük molekül ağırlığında (4-5 kDa, 29-35 amino asit) katyonik peptidlerdir. Yapılarında, çok iyi korunan 6 sistein ve 3 disülfid bağı bulunur. İnsan ve memeli hayvanların nötrofillerindeki azurofilik granüllerde çok fazla depolanan bu geniş spektrumlu antimikrobial substanslar barsak paneth hücreleri, trombosit, mast hücreleri, karaciğer hücreleri ve diğer doku hücrelerince de sentez edilebildikleri belirtilmiştir. Antimikrobial peptidler çeşitli isimlerle de tanımlanmaktadırlar. Örn, defensin, katelesidin, baktenesin, protegrin, B/Pİ, PLA 2, vs. gibi.

Defensinlerin lipidlere karşı özel bir afinitesi vardır. Gram pozitif ve negatif bakterilere, mayalara ve zarflı viruslara karşı antimikrobial etkileri bulunmaktadır. Gram negatiflerin iç ve dış membranlarında, Gram pozitiflerin de hücre duvarında kanallar (porlar) açarak mikroorganizmaların permeabilitesini bozarlar ve ölümlerine yol açarlar.

Doğal antikorlar: Sağlıklı bireylerin kanında, etkinlikleri oldukça zayıf, bir çok mikroorganizma ile reaksiyon verebilecek nonspesifik bir özellik gösteren, doğal antikorlara rastlanmıştır. Bu antikorların orijinleri tam olarak aydınlatılmış olmamasına karşın, bunların, prenatal dönemde annelerinden (insan, maymun, köpek, tavşan, vs) veya kolostrumla (sığır, koyun, at, domuz, keçi, vs) gelme olasılığı üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, latent infeksiyonların veya ortak antijenik determinantların da bunlara yol açabileceği, bazılarının da gıda ve su ile alınan antijenik substanslara karşı oluşabileceği belirtilmiştir.

Komplement: Komplementin klasik ve alternatif yoldan aktivasyonu sonu oluşan C3b opsonizasyonda, C5a polimorfları hedef bölgeye çekmede (kemotaktik), C3a mast ve bazofilik hücreleri uyarmada, C3a ve C5a (anaflatoksin) de düz kaslar için spazmojenik olarak etkiye sahiptirler. Komplement komponentlerinin bakteri veya hücreler üzerinde toplanmaları ve C5'den ® C9'a kadar aktivasyonu bu hücrelerin lizisine yol açar.

Komplementin aktivasyonunda trombin ve plasminlerin de etkinlikleri bulunmaktadır.

2) Hücresel faktörler: Vücutta önemli fonksiyona sahip olan hücrelerin bir kısmı kanda bulunmasına karşın bir bölümü de genişleyen endotellerin aralarından geçerek veya hedef bölgeye yakın olan dokulardan çekilerek gelirler. Bu hücreler içinde, monositler, granulositler, mast hücreleri, alyuvarlar, lenfositler, NKC, LAKC, makrofajlar ve diğerleri bulunur. Ancak, yangısal reaksiyonlarda daha ziyade granulositler, monosit, makrofaj, trombositlerin etkinlikleri fazladır. Mikroorganizmalarla daha fazla savaşan nötrofillerin ölmesi sonu irin birikimi artar. Kronik yangısal reaksiyonlarda bölgeye önce nötrofiller ve sonra da makrofajlar gelirler. Makrofajlar da, fagositoz yanı sıra mikroorganizmaların, hücre artıklarının, diğer partiküllerin ve sıvısal materyallerin temizlenmesinde ve uyarılmış olanları da sitokin sentezinde etkin rol oynarlar. Önceden uyarılmamış fagositik hücrelerin antibakteriyel aktivitesi, genellikle, zayıftır. Hatta bunlar patojenler tarafından infekte edilebilirler. Fagositozisin vücudun hücresel savunmasında rolü çok fazladır.

3) Yangısal reaksiyonlar: Canlı dokularda çeşitli faktörlerin (biyolojik, fiziksel, kimyasal, mekanik, vs.) etkisi ile oluşan bir zedelenmeye karşı vücudun gösterdiği reaksiyonların tümü yangısal olguyu meydana getirmektedir. Yangı, patolojik olmaktan ziyade fizyolojiktir ve vücudu korumaya, zararlı maddeyi lokalize etmeye ve eliminasyonuna yöneliktir. Yangısal olgular, çok farklı nedenlerden meydana geldiği için oluşan reaksiyonun karakteri ve derecesi de az çok değişik olmaktadır. Bu kısımda sadece, mikroorganizmalardan ileri gelen yangısal olguların hakkında immunolojik yönlerinden ağırlıklı olarak bahsedilecektir.

Hastalık yapıcı mikroorganizmalar deriden,   mukozal yüzeylerden veya diğer giriş kapılarından içeri girdikten sonra, uygun bir ortam bulduklarında burada, genetik karakterlerine, konakçının direncine ve diğer faktörlerin durumuna göre yavaş veya hızlı olarak üremeye başlarlar. Bu çoğalma sırasında salgıladıkları birçok enzimler (proteinase, collagenase, hyaluronidase, jelatinase, lipase, vs.), toksinler, toksik substanslar, değer metabolitler ile mikroorganizmaların otoliz ürünleri hem yerleşme alanını genişletirler ve hem de dokularda çeşitli derecede zedelenmelere yol açarak bir yangısal odak oluştururlar. Bu zararlı fonksiyonlarını devam ettiren mikroplar aynı zamanda, bulundukları bölgede, lenfoid, myeloid ve diğer hücrelerle de direk veya indirekt olarak temasa geçerler ve bunları da uyarırlar.

Hedef bölgede bulunan çeşitli hücrelerin uyarılması ve aktivasyonu sonu meydana gelen vazoaktif maddeler (leukotrien, histamin, prostaglandin, çeşitli sitokinler, anaflatoksin, kinin, bradikinin, vs.) damarlarda genişlemelere, damar permeabilitesinin artmasına ve bunun sonucu olarak da damarlardan hücresel ve sıvısal komponentlerin dışarı çıkmasına yol açarlar (diapedezis). Bu olguyu izleyen zamanlarda ve giderek artan, yangısal odakta bulunan mikroorganizmalardan kaynaklanan bazı substanslar (N-formyl methionyl peptidler ve diğerleri), koagulasyon, fibrinolizis ve lenfosit ürünleri, araşidonik asit metabolitleri (leukotrien B4, 5-HETE,12-HETE, 8-15-HETE; vs), komplementin aktivasyon komponentleri (C5a), uyarılmış hücrelerden kaynaklanan platelet aktivasyon faktörü (PAF), diğer hücresel ve humoral kökenli substanslar fagositik hücreler için, kemotaktik özelliğe sahip olup bu hücrelerin yangısal bölgeye gelmesini kolaylaştırırken bazı substanslar da (CSF, GM-CSF, İFNg, C3a, C5a, LPS, İL-1, İL-2, vs.)  lenfoid, myeloid ve diğer sistemlere ait hücrelerin aktivasyonunu sağlarlar.

Yangısal reaksiyonun ilk başlangıcında bu aktiviteler (vazodilatasyon, vaskular permeabilite, hücrelerin aktivasyonu) çok zayıf olmasına karşın sonraları oldukça artar ve etkinlik kazanırlar.




 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet