Türkçe Bilgi

Pazartesi 08-Eylül-2008 13:02:36
(Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Bilim arrow Biyoloji arrow İnfeksiyonun Mekanizması
İnfeksiyonun Mekanizması
Perşembe, 03 Mayıs 2007

Yazının Diğer Sayfaları
İnfeksiyonun Mekanizması
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Sayfa 10
Sayfa 11

Tetanoz toksini: Vücut yüzeyinde bulunan derin kontamine ve içinde yabancı cisim bulunan yaralarda anaerobik koşullarda üreyen C. tetani tarafından sentezlenen ekzotoksin bir plasmid tarafından spesifiye edilir. Toksinin başlıca iki etkili komponenti bulunmaktadır. Bunlardan biri sinirlere tesir ederek spasm meydana getirir (tetanospasmin). Diğeri ise alyuvarları parçalayan tetanolizindir. Yaralarda üreyen C. tetani ’nin sentezlediği ekzotoksin beyne ulaşınca, hücrelerde, bir amino asit olan glycine sentezine mani olur. Bu durum, vücutta birbirlerine zıt fonksiyonda olan kasların aynı anda kontraksiyonlarına yol açar.  Böylece tetanoz spazmları meydana gelir. Bu kasılmalar o kadar şiddetli olur ki kaslar yırtılabilir ve bazen de kemikler kırılabilir.  Kas kontraksiyonlarının kontrol edilememesi solunum bozukluklarına da yol açar.  Sinire etkileyen toksin, tek bir polipeptid molekül olup 150000 molekül ağırlığına sahiptir. İlk sentezlendiğinde inaktif olan molekül, proteolitik enzimlerle iki fraksiyona ayrılır (biri,  H zinciri,  MA; 100000,  ve diğeri L zinciri,  MA 50000).  Bu iki fraksiyon bir veya iki disulfid bağla birleşmişlerdir. Toksin A-B modeline uyar.

Kolera toksini: V.  cholerae tarafından sentezlenen bu enterotoksinin A fraksiyonu tek molekül olmasına karşın, B fraksiyonu ise 5 molekül halindedir. Toksinin B komponenti barsak epitel hücrelerinin yüzeyindeki gangliosid Gml ile bağlandıktan sonra, A alt bölümü sitoplasmaya girer ve burada ayrışarak A1 formuna dönüşür. Bu fraksiyon hücrelerde adenylate cyclase enzimini aktivitesini kontrol eden regulatör proteinin fonksiyonunu bozarak etkisiz hale getirir ve adenylate cyclase devamlı aktivite gösterir. Fazla sentezlenen bu madde,  ATP’nin fazla miktarda cyclic AMP (c AMP) haline dönüşmesine neden olur. Bu madde (cAMP) de, barsak epitel hücrelerinden fazla miktarda sıvı ve elektrolitin lumene geçmesine yol açar. Sıvının önemli bir bölümü kandan geldiği için,  sıvı ile birlikte bikarbonatın kandan dışarı çıkmasına ve kanın pH’sının düşmesine ve buna bağlı olarak ta asidozun şekillenmesine yol açar. Bu durum ölümlere neden olabilir. Ayrıca, kanın yoğunluğu artar ve dolaşım bozukluğu meydana gelir. Hipovolemik şok ve dolaşım bozukluğu nedeniyle hastanın hayatı tehlikeye girer. Toksin A-B modeline uyar.

Anthraks toksini: İnsan ve hayvanlarda hastalık oluşturan ve B. anthracis tarafından sentezlenen ekzotoksin, plasmid orijinlidir. Toksin protein karakterinde ve zayıf antijenik olup başlıca 3 kısımdan oluşmaktadır (protektif antijen (PA),  ödem faktörü (EF) ve letal faktör (LF). Bu üç toksin geni, pX01 plasmidi tarafından kodlanır.  Bunlardan,  PA 735 amino asit,  LF 776 aa ve EF ise 767 aa 'ten oluşmaktadır. Toksin,  kan damarlarının permeabilitesini bozarak hemorajilere neden olur.  Bu 3 fraksiyon tek başına tam etkili olmayıp en azından iki tanesi (PA + LF) birlikte letal etki gösterir. Toksin, A ve B modeline uyar.

B.anthracis 'te bulunan  ikinci bir plasmid,  (pX02, 60 MDa) kapsül formasyonunun  kodlarına sahiptir.

2) Süperantijenler: Süperantijenler, şimdiye kadar tanımlanan immunojenlerden çok daha az yoğunlukta bile (pikomolar düzeyde) T hücrelerini uyarabilme yeteneğine sahip T hücre mitojenleridir.  Stafilokok,  streptokok, P. aeruginosa ve M.  arthritis tarafından sentezlenen bazı ekzotoksinler bu grup substanslar içinde kabul edilmektedirler.  Bu antijenlerin (süper antijenler),  diğer antijenlerden olan önemli farkları,  APC (antijen sunan hücreler) tarafından işlenmeden,  MHC II molekülü ile birlikte APC 'lerin yüzeylerine çıkarılır ve buradan T hücrelerine (T4 veya T8) sunulur. T hücrelerinin yüzeylerinde bulunan TCR (T hücre reseptörünün  beta zincirinin variable bölgesi (VB) ile direkt bağlantı kurarak birleşirler.  Böylece, T4 hücreleri çok kuvvetli olarak uyarılır ve aynı zamanda çeşitli sitokin sentezlemeye başlarlar.

Süperantijenler orijinlerine göre başlıca 4 kategoriye ayrılmaktadırlar. Bunlar hakkında gerekli bilgiler “Mikrobial antijenler" bölümünde verilmiştir.

3) Endotoksinler: Endotoksinler,  Gram negatif bakterilerinin hücre duvarının (dış membranının) Lipopolisakkarid (LPS) karakterindeki yapısal bir komponentidir.  LPS,  başlıca 3 kısımdan oluşmaktadır.Bunlardan biri, lipid porsiyonu (lipid A) toksik bir karakter taşır.  Buna,  merkez polisakkaridleri ile O spesifik karbonhidratlar (0 antijeni) bağlanmıştır.  LPS,  yapısal bir özellik taşıdığından ekzotoksinler gibi dışarı salgılanamazlar. Ancak, bunlar bakteriler lize oldukları zaman ortama geçerler. LPS'ler endotoksin olarak ta bilinirler. Lipid A'nın aktivitesinde, komplementin alternatif yoldan aktivasyonunun ve sitokin sentezinin uyarılmasının rolü oldukça fazladır.

Endotoksinlerin bazı özellikleri aşağıda kısaca belirtilmiştir.
a) Deneme hayvanlarında toksik etki (letal etki) meydana getirebilmeleri için yüksek dozlarda (ekzotoksinlere oranla) verilmesi gerekir.
b) Termostabil bir özelliktedirler ve antijeniteleri de zayıftır.
c) Vücuda fazla miktarda verildiğinde,  nonspesifik klinik belirtiler meydana getirirler (ateş,  septik şok,  zafiyet,  diare,  kan koagulasyonu,  intestinal hemorajiler,  yangısal reaksiyonlar ve fibrinolizis).
d) Endotoksinlerin hücre veya dokulara karşı spesifik afiniteleri zayıftır.
e) Toksoid hale dönüştürülemezler.
f) Endotoksinler, lipopolisakkarid karakterindedirler.
g) Vücuda girdiklerinde belli bir inkubasyon süresine sahip değildirler.

Gram negatif mikroorganizmaların hepsi aynı kimyasal yapıda LPS oluşturamazlar.  Aralarında farklar bulunmaktadır. Örn, bazılarında 0 spesifik karbonhidratlar kısa ve aynı zamanda değişik yapıda bulunur. Bazılarında da (spriroketalarda) dış membranında, LPS yanı sıra lipoproteinde vardır.

Endotoksinlerin vücutta oluşturdukları bazı önemli bozukluklar şöyledir.

Ateş (pirojenite): Vücutta,  endotoksinlerin etkisi ile kan leukositlerinden (özellikle,  makrofajlardan) sentezlenen ve salgılanan endojenik pirojenler (Örn,  İL-1,  İL-6,  TNF,  vs),  vücut ısısını kontrol eden beyin hipotalamusuna etkilemesi ve uyarması sonu ateş yükselmesi meydana gelir.

Septik şok: Septik şok,  vücutta organlarda meydana gelen fonksiyonel bozukluklarla karakterize olan kompleks bir olgudur. Eğer, Gram negatif bakteriler fazla miktarda kanda bulunursa veya damar içi endotoksinler şırınga edilirse tehlikeli septik şok oluşabilir (kan basıncı düşer,  nabız zayıflar,  solunumda azalma,  yüksek dozlar kan dolaşımında bozukluklar, kollaps ve ölümlere yol açar).

Kanda değişiklikler: Endotoksinler deneme hayvanlarına verilince, geçici bir süre için kan leukositlerinde azalma (leukopenia) ve sonra artmalar meydana gelir. Endotoksinler trombositleri zedeleyerek intravasküler kan pıhtılaşmasına yol açarlar.  Ayrıca,  endotoksinler damar permeabilitesini de artırarak hemorajilere sebep olurlar.

Endotoksinler,  kanda inaktif bir durumda bulunan Hageman faktörü-XII (kan pıhtılaşma faktörü-XII)nü de stimule ederler.

LPS'ler leukositleri ve makrofajları uyararak İL-1, İL-6, İL-8,  TNF-alfa, İFN, vs gibi sitokinlerin sentezlerine de yol açarlar.

2.02. Diğer  Virulens Faktörleri
Bu başlık altında toplanan virulens faktörleri de, genellikle,  ekstrasellüler niteliktedirler. Bunlar mikroorganizmaların yayılma kabiliyetlerine (invazif özellik) ve hastalık oluşturmalarına yardımcı olurlar. Ekzotoksinler kadar potent olmamakla beraber bazıları oldukça önemli ve ekindirler.  Çoğu, enzim niteliğindedir.  Bu faktörlerden önemli bazıları aşağıda bildirilmiştir.

Hemolizinler: Bir çok Gram pozitif ve negatif mikroorganizma tarafından sentezlenen bu toksik substansların alyuvarları parçalama özelliği bulunmaktadır. Hemolizinler alyuvarların membranında zedelenmeler yaparak hemoglobinin dışarı çıkmasına yol açarlar. Protein karakterinde,  termolabil ve antijenik bir özellik gösteren ekstrasellüler streptokokkal hemolizinler oksijene olan duyarlılıklarına göre iki kısma ayrılmaktadırlar.  Bunlardan Streptolizin O (SLO),  oksijene karşı duyarlıdır ve okside olarak tahrip olur.  Bu nedenle de anaerobik koşullarda üretilen S.  pyogenes suşlarında koloni etrafında beta-hemoliz oluştururlar.  Diğeri ise, Streptolizin S (SLS), oksijenden etkilenmez ve aerobik koşullarda üreyen S. pyogenes kolonilerinin etrafında beta-hemoliz alanı görülebilir. SLS, aynı zamanda hücrelere bağımlı durumdadır ve lökosidin etkisine de sahiptir. Eğer mikroorganizma fagosite edilirse, makrofajları veya PNL'leri öldürebilir.

Hemolizin oluşturma yeteneği pasajlarla azalır ve kaybolabilir. Hemolizinler protein karakterinde olduklarından da antijeniktirler.

S.  pyogenes dışında bir çok Gram pozitif streptokok,  stafilokok,  klostridium ve Gram negatif (E.  coli,  P.  aeruginosa,  vs) bakteriler,  kanlı agar üzerinde koloni etrafında alfa veya beta hemoliz alanları oluşturan koloniler meydana getirirler.

Mikroorganizmaların hemolitik aktiviteleri,  kullanılan kan türüne, agarın kalınlığına, ve aynı zamanda kültür koşullarına göre değişebilir. Bazıları, alfa hemoliz (koloni etrafında tam açılma yok, yeşilimsi görünüm) bir kısmı ise tam hemoliz (beta hemoliz) oluşturabilirler.

Hyaluronidase (yayılma faktörü): Bazı mikroorganizmalar (streptokok,  stafilokok, C. perfringens, vs) tarafından sentezlenen bu enzim,  bağdokuda bulunan ve sement vazifesi gören hyaluronik asidi hidrolize ederek ayrıştırır ve mikroorganizmaların dokularda kolayca yayılmasını sağlar. Bu enzim, indüklenebilen bir özellik taşıdığından, ancak ortamda hyaluronik asit varsa sentezlenir.  Streptokoklarda bulunan kapsülün bileşiminde de hyaluronik asit bulunmaktadır.  Hyaluronik asit mukopolisakkarid yapısında olup antijenik bir özelliğe sahiptir.




 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet